28 Kasım 1982
Noelden önce Birinci Pazar
"Berlin'de kaybettiğim bir şey yok, O nedenle burada ne işim var, öyle mi? Bu kentte nefes alanlar cumhuriyetin başka yerlerinde yaşayanlar gibi aptal kalamazlar. Taşradan şartlı salıverilenler, evdekilere ne olacağıyla ilgili tek laf etmezler. Kopup gidenler. Lütfen kopuşlarınıizı sokağa atmayın. İç savaş çıkabilir."
Neyle ölçülür insan? Bir zamanlar nasıl olduğuyla mi? Önce ne yaptığıyla mı? Daha sonra ne kadar geç karar verdiğiyle mi? Ve ölüm korkusu, yeterince yaşamamış olma korkusu mu bu?
Komutan olan babası kendisinden habersiz çatışmaya giren oğlu Manlius'u savaşı kazanmasına rağmen askeri disiplini bozmak ve emre itaatsizlik etmekten dolayı cezalandırırken ona şunları söylemişti:
"Manlius, düşmanla savaşmak için konumunu terk etmek suretiyle emirlerime karşı gelerek hem bir konsüle hem de babana karşı saygısızca davrandın. Roma'nın bugüne kadarki başarısının tam can damarı olan askeri disiplini bozmak için daha fazlasını istesen de yapamazdın. Bu yüzden ya kendimi ya da Cumhuriyet'i bir kenara koymayı benim için gerekli hale getirdin. Eğer sende benim kanımdan bir damla varsa, bozmakla suçlu olduğun askeri disiplini sağlamak için cezalandırılman gerektiğini bizzat senin de kabul edeceğine inanıyorum. Öyleyse durma baltacı, onu kazığa bağla." Ve hemen oracıkta Manlius'un boynu vuruldu.