Facebook'un kurucusu Mark Zuckerbergin hepsi sanal gerçeklik başlıkları takan bir oda dolusu insanın önünde çektirdiği bir fotograf görmüş. Fotoğrafta asıl gerçeklik içinde duran tek kişi Zuckerberg'miş, diğer insanlara bakıp gülümsüyor, göğsünü gere gere etraflarında geziniyormuş. Fotoğrafı görünce, "Vay anasını, işte geleceğin metaforu bu," demiş Sune. Rotamızı değiştirmediğimiz takdirde, bir tarafta dikkat becerisinin karşı karşıya olduğu tehlikelerin "gayet farkında olan" ve sınırları dahilinde yaşamanın yollarını bulan "bir üst sınıfın", diğer tarafta ise toplumun geri kalanının, yani "manipülasyona karşı koyma imkânları daha az olup gitgide daha fazla bilgisayarlarının içinde yaşayacak ve gitgide daha fazla manipülasyona maruz kalacak olanların" bulunacağı bir dünyaya doğru gittiğimizden korkuyor.
Mutluluk tarih kitaplarına girmez (oraya savaşlar, bozgunlar, ihanetler ve herhangi bir arşidükün kanlı katliamı girer), vakayinamelere ve yıl kayıtlarına da girmez. Mutluluk sadece abece kitapları ve yabancı dil konuşma kılavuzları, üstelik yeni başlayanlarınki içindir. Belki grameri en kolay olduğundan daima şimdiki zamandadır. Sadece orada herkes mutludur, güneş parlıyor, çiçekler mis gibi kokuyor, denize gidiyoruz, geziden geliyoruz, affedersiniz, yakınlarda güzel bir lokanta var mı . . .