Biz ne yaşıyoruz miada Hangi dağın kuzgunu Hangi kalemin mürekkebi Devrildi gökyüzüne Bunca çizgiyi sığdırdı Raylarına uzanmış tren Kara buharına atmış kendini Üçten sonrasını hangi çıkmaz tünele bağladın Gecenin köründe Utanmaz belli ki 6 Gibileri dizerek oynadığım oyunların altında Kal mış Zamanladığım izler sürü süsü ile Baktığım yerlere gözler Çizili yerlere bastığım Seksek de Bir kuşun kaç canı var Suyun dibinden havalanmadıkça Sisifos'a sofralar kurdum Mum ışında-n Yağmur boşalırcasına
Manifesttir!!!!!
Bundan tam dokuz sene sonra Muğla'da yaşamak istiyorum hatta Bodrum'da eşime ve bana ait bir ev bahçeli denize yürüme mesafesi yaz kış orda yaşadığımız bahçemizde meyve ağaçları evde bir kedi bahçede bir köpek yanımda çocuklarım ve eşim huzurla hayatımızı kurmak sevdiğim işi yapıyor olmak hâla üretken olmak enerjik olmak denizin o serinligine bırakmak kendimi mis gibi havayı koklamak ...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mis gibi Tengri'miz vardı Öyle kıla tüye atarlanıp ateşi harlamazdı Bu dediğim tee Milattan da ilahi helvadan da önce
Çocuklar Neden Yapay Zekâya Dert Anlatıyor?
🙍‍♂️Çocuklar yapay zekâ sohbet robotlarını arkadaş olarak görüyor, onlara duygusal yakınlık geliştiriyor, kendine zarar verme gibi tehlikeli davranışları normalleştiren sohbet veya terapi botlarıyla saatler geçiriyorlar. Çocukların çatışma çözme, psikolojik dayanıklılık, empati gibi becerileri kazandığı gelişimsel dönemlerinde, yapay zekâ dünyası giderek gerçek insan etkileşiminin yerini alıyor. Bazı köşe yazılarını bir kez okur geçerim. Gazeteleri kâğıttan okuduğumuz, dijital dönüşüm öncesinde klasik habercilik reflekslerinin son güçlü dönemi olan o güzel yıllarda, Radikal ve Referans’taki bazı köşe yazılarını ise kesip dosyaladığım olmuştur. Dönüp dönüp yeniden okuyayım diye… Geçen gün Financial Times’tan Simon Kuper’in Gazete Oksijen’de Türkçe çevirisiyle yayımlanan bir köşe yazısı (“Ebeveynlik bu muymuş?”), bende tam da o nostaljik hissi yeniden doğurdu: “Bugünkü ebeveynler telefonlara hazırlıklı. Bizim kobay jenerasyonla yaptığımız hatalardan ders aldılar. Dünya genelinde sosyal medyayı çocuklara yasaklamaya ve okullara telefon sokmamaya yönelik önlemler var. Bugünkü ebeveynleri gafil avlayan ise yapay zekâ,” diyor Kuper bu yazıda. Altını kalın kalın çizip duvara asmayı hak eden bir tespit, değil mi? Evet, yetişkinler olarak gafil avlandık. Herkes birbirine bu konuda akıl veriyor; kendi deneyimini paylaşıyor. Kimisi “modern ebeveynlik” kisvesi altında, kimisi umursamaz, kimisi aşırı korumacı, kimisi sonsuz endişeli... Çocuklar ve yapay zekâ kullanımı tartışması, çok katmanlı ve tek bir doğru cevabı olmayan bir alan. Tabletler, akıllı telefonlar ve yapay zekâ sohbet botları artık çocukların gündelik yaşantısının bir parçası. İçlerinden YouTuber’lar çıkıyor, kod yazabiliyorlar, çünkü dijital dönüşümün içine doğdular. __Bir yandan
Makale|Yazı
Ertelediğim hayaller var sanki bir daha yaşanacak mış gibi hayat.
Çiçekleri rengarenk yarattığın yetmezmiş gibi onları bir de mis gibi kokularla bezediğin için teşekkürler Allah'ım.