AÇAİ AMA YEŞİL
İyi akşamlar sevgili günlükseverler. Özelimiz falan yok malum. Tüm günlüklerimi canım blog sayfama bembeyaz bir çarşaf gibi seriyorum. Hani şu bana temiz bir yatak yapsalar kendimi bile unutup uyusam dedikleri yatağın çarşafı. Bu akşamın sessizliğine biraz açai kokusu kattım. Gözlerimi kapattım sarı ışık direkt ruhuma vursun diye. Şakaklarımda tozlanma varmış gibi ağırlıklar hissettim. Şuan hala duruyor. Onları da bu yazı bitene kadar atlarım diye düşünüyorum. Bugün öyle bir pazardı ki koydu vallahi ağırlığını. Ben böyle bir pazarım işine geliyorsa ne iyi gelmiyorsa da napalım tarzı bir gündü. Mecburen kabullendik bastık bağrımıza. Dur bir yudum yeşil çayımdan alayım. Oh valla mis. Bugün bir buçuk film izledim, yarım kitap bitirdim alıntılarımı da alıp rafa kaldırdım. Tıpkı bazı şeyleri de rafa kaldırdığım gibi. Derin bir düzen günü, hafif aydınlanma, yoğun bireyselleşme falan derken kişisel gelişim geçmişim yaptı şovunu valla. Ne kadar da kendimi anlatmaya başladım ben ya. Oysa hiçte sevmem. Acaba bu yazıları yazan başka biri mi ? Olabilir mi ! Siz anlatın biraz da napıyosunuz ? Evrene enerjiler gönderiliyor olumlamalar yapılıyor mu ? Tuzlu suyu sol omuzdan aşağı gönderiyor musunuz? Esra Ezmeci'nin estetikleri ortaya çıktı mı? Kadir Ezildi saçı varken neden saç ektirdi ? Eşi hamile mi değil mi ? Ayşe Şeyma ile İbrahim Selim evlense de storylerini izlesek. Ay napalım gri hayatımıza böyle renk buluyoruz. Bizde böyle insanlar olduk. Neyse ben meditasyona geçiyorum. Boş duvara bakıp hiçbir şey düşünmemeye çalışacağım. 287. denemem. Bu sefer yirmi saniyeye ulaşıp rekorumu kıracağım. Göreceksiniz. Bu arada yeşil çayımı bitirdim. Merak edersiniz diye bilgiyi bomba gibi bıraktım buraya. Son 28 yıldır başlayıp sonunu getirdiğim tek şey. İlk dört seneyi hatırlamıyorum çok
Alıntı
Kadınlar evlenmesin o zaman diyen erkeklere bir sözüm var. Aile evinde her kadın çiçek gibi kalmıyor. İşim yok şu an ve ev temizliği annem pek yapmıyor veya bir kısmından kaçıyor. Aşırı bir yük. Bir şekilde sınavı kazanıp minicik ev kiralamak ve tek kalmak istiyorum. Minik evi temizlemek kolay. Sabah kalkarsın hızlı biter. Fazla bulaşık olmaz. Kirli çamaşırları her gün atmasam bile en geç 2 güne bir atarım. Ütü işi kolay. Günde iki öğün yerim. Bazen dışarıdan yerim. Doyurma derdi olmadan pratik yemek kendime yaparım. Mis gibi hayat vallahi. Evliliğin kendisi büyük çoğunlukla bok gibi. Çocuğun olacak. Ona bak ve yıllarını törpü et. Doğururken acı çek. Kürtaj yapmak istersen kocandan izin almak zorunda kalırsın. Koca bir ev temizle. Eşin görevini bilmesin veya az yapsın. Onun akrabaları, komşular veya arkadaşlarına hizmet derken hayatın cehenneme döner. Oysa kendi ayaklarının üstünde duran yalnız bir kadın savunma sanatlarını öğrenir, kurslara veya bir çok mekana hiçbir baskı veya zorunluluk olmadan gider. Kim iş çıkışı gece sinemasına gitmeyi istemez veya konserlere? Erkek milletinden hayırlısı nadiren çıkar. Bizim coğrafya için durum bu. Yurt dışında da benzer şekilde düşünen erkekler var. Sırf yabancı diye daha medeni olduklarını sanmayın sakın.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
O Sen Misin
O SEN MİSİN Hani bir yolculuk hayal edersin ya hep Koyu mavi gecelerde içinden geçirirsin trenleri Hep bilinmedik yerleri özlersin ya nedense Sıra gelmez kuyruklarda beklersin Ve bir gün karar verirsin Avucunda terden ıslanmış bir umut, haydi korkma hayal et Son vagonun son numarasıdır alabildiğin o son bilet Kalkış saati yarın sabah sıfır dört, otuz Bu gece sonlanır mı uykusuz Uyusam… ya kalkamazsam Ya son treni kaçırırsam Neyse şu şiirimi yazayım yarım kalmasın Şiirde bile olsa aşkım solmasın Bir rüya çağırır seni derinliklerine Gerçek yolculuğun rüyadadır belki de Bir kompartımanın gürültülü sesi Ahşap kapıların nemli nefesi Hayal edersin belki tanışırım burada Bir ömür beklediğim hayatımın aşkıyla Tren kalkar ağır bir sarsıntı bir titreme Onlarca yolcu bir telaş bir iteleme Bir sigara yakayım sonra yerime oturayım Nazik bir ses tınılar af edersiniz bayım Kibarca döneyim bende onu selamlayım Bir el dokunur omuzlarına Döner dönmez çarpılırsın bakışlarına Aman Allah’ım bu belki de odur Nurdan bir çehre bir yağmur tanesi sudur
Mış Gibi
Ardından konuşurlar, Yüzümüz yokmuş gibi. Duymadık sanmasınlar, Söz haddi aşmış gibi. Hak yiyenler beklesin, Yanına kalmış gibi. Tutar elbet ahımız, Kaderde varmış gibi.
Müzik
Biz ne yaşıyoruz miada Hangi dağın kuzgunu Hangi kalemin mürekkebi Devrildi gökyüzüne Bunca çizgiyi sığdırdı Raylarına uzanmış tren Kara buharına atmış kendini Üçten sonrasını hangi çıkmaz tünele bağladın Gecenin köründe Utanmaz belli ki 6 Gibileri dizerek oynadığım oyunların altında Kal mış Zamanladığım izler sürü süsü ile Baktığım yerlere gözler Çizili yerlere bastığım Seksek de Bir kuşun kaç canı var Suyun dibinden havalanmadıkça Sisifos'a sofralar kurdum Mum ışında-n Yağmur boşalırcasına
Manifesttir!!!!!
Bundan tam dokuz sene sonra Muğla'da yaşamak istiyorum hatta Bodrum'da eşime ve bana ait bir ev bahçeli denize yürüme mesafesi yaz kış orda yaşadığımız bahçemizde meyve ağaçları evde bir kedi bahçede bir köpek yanımda çocuklarım ve eşim huzurla hayatımızı kurmak sevdiğim işi yapıyor olmak hâla üretken olmak enerjik olmak denizin o serinligine bırakmak kendimi mis gibi havayı koklamak ...