7/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 00:00
Gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece yaşıyormuş gibi mi yapıyoruz? Cüceloğlu, “mış gibi yaşam”ı düşünce, duygu ve davranışları birbiriyle uyumlu olmayan insanların ve kurumların varoluş biçimi olarak tanımlıyor. Kitap, yazarın Arif ismindeki arkadaşıyla yaptığı bir sohbetlerden oluşmuş. Bu sohbetlerin konusu da gazete haberleri. Eserin ilk basımı 2005 yılında yapılmış. Bu yüzden haberler eski ama konuları güncel denebilir. Haberlerin karakterleri değişse de olaylar aynı. Bu olaylar 16 başlık altında ele alınmış. Eğitim, kadın, adalet, insan ilişkileri bu konulardan bazıları. Yazara göre sorunların önemli bir kısmı, insanların düşündüğüyle yaptığı şey arasındaki mesafeden kaynaklanmakta. Gazete haberlerini sohbet ortamında sunmak fikri de bir kitap için ilginç olmuş. Ferhan Şensoy'un Ferhangi Şeyler oyunlarında yaptığı gazete yorumlamalarına benziyor :)
Mış Gibi YaşamlarDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20204,332 okunma
Ölmem ya da yaşamam neye gerek?
Puan vermedi
Bir hikaye kahramanının ya da karakterinin, bir efsaneleşmiş gerçek tanınmış kişinin, sıradan bir insanın ve gerçek (?) öznenin (senin/sizin) ölümü hakkında paralel ve asimetrik dağılan düzleminde toplumun ağır görünür ya da görünmez etkisinin yayıldığı oldukça olağan bir durumun yani ölümün oldukça olağan bir anlatısıyla karşılaşıyoruz kitapta. Hemen ansızın ölmek üzerinden değil bu, doktorların laf salatası yaptığı hastanın ölünceye dek boğazından geçirmeyi hedeflerine koymayı düşündükleri türden. Vakit belirsiz ama yakın olduğu kesin. Ivan İlyiç hayatına bakıyor, tüm yaşadıklarına... Ama bir dakika, yaşamak söz konusu ölümken fazla kaçmadı mı? (İtirazım Var, Müslüm Baba'dan iyi gider) Hem... Gerçekten yaşamış mıydı? Oldukça işinde usta, titiz bir yargıcın yüzeyde hiç sorunu olmayan bir hayatı var, öyle değil mi? En azından herkes tarafından bilinen bu. Kitap öyle acımasız bir başlangıç bölümü sunuyor ki aklımda kalanlar olarak ilk karakterin toplumdaki kimliği geliyor, eh tabi bu benliğini de yontuyor. Üçüncü kişi anlatımın tanrısal bakışına kapılmam beni de hikayenin hem dışına hem de birebir içine dahil etti, Ivan İlyiç olurken bir baktım ki o çekilmez aile üyelerinden herhangi biriyim, düşüncesi bile korkunçtu ama işte kitap, düşüncesini akla getirdi ya işte orada hakkını vermek lazım; okuduğum zaman düşünmeye özellikle de empatiye itmesini ki bunu da dolambaçlı yollardan yapmıyor, tekniği falan diye bir yerlerde geçiyor mu bilmem ama anladığım kadarıyla yaptığı yalnızca iyi bir gözlem ve objektif bakış açılarının hakiminde karakterleri görmemizi sağlaması. Gaius'un (Sezar'mış) ölümlü olmasına tümdengelimle bahseden yerde Ivan İlyiç kıyasa geçiyor tıpkı cenazesinde en yakın dostu dediği kişinin bile yaptığı gibi (Ölen ben değilim, şükrü). "Gaius hiç
Yaşamak Gerek
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·325 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 18:27
İsmi Algernon'a çiçekler ama ben "Charlie'ye çicekler" de diyeceğim. Çiçek kadar masum bir adamın, çiçek gibi hikayesi... Kimi zaman açan, kimi zaman solan... Ama hep mis kokan
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Herkese selamlar Bugun size lezzetli mi lezzetli bir kitap olan #hayatintarifleri yorumu ile geldim. Kısacık ama sanki dunyalari içine sigdirmis kadar dolu bir kitapti. Ama kitapta beni en cok şaşırtan ve şapka çıkarmama neden olan durum yazarin kaleminin basarisiydi. Sevgili @acelyaakkoyun un bu kadar harika bir kalemi oldugunu yeni öğrenmiş olmaktan hicap duyuyorum. Tek kelimeyle bayıldım Kadinlari anlatan kitabimin ana karakteri Mumtena'ydi ama sanki ben kendimi okudum. Mumtena ile o kadar hayatın içinden kadinlarin evine konuk oldum ki, her okudugum hikayede ya bir tanıdığa rast geldim ya da kendimi gördüm. Ustelik kırk yil dusunsem yemeklerin birer hikayesi oldugunu da bilmezdim. Belki vardir ama ben bu kitap sayesinde öğrendim. Kitap biraz içsel yolculuk, biraz kişisel gelişim ve hatta biraz da dram iceriyordu. Bu nedenle neresinden bakarsaniz kitabi o sekilde değerlendirmeye almak mümkündü. Mesela ben artik yemeklerin hikayeleri ile yaptigim her yemeği o gün nicin seçtiğimi dusunur oldum. Bir yandan da o yemeğin hayatimiza kattiklarini merak ettim. Mis gibi bir anlatim ile ve betimlemenin tasvirlerle buluştuğu, asla yormayan, betimleme iste boyle yapılmalı dedigim cok severek okudugum bir kitap oldu. Kesinlikle ama kesinlikle herkese tavsiyemdir. Alin okuyun ama tek handikapi ac karnına okunmamasi gerektiği #kitapönerisi #kitapyorum #bookpost #bookannotations Hayatın Tarifleri Açelya Akkoyun
Hayatın TarifleriAçelya Akkoyun · Yediveren Yayınları · 20261 okunma
10/10
"Bir şeyleri yok olmaktan kurtarmak için ümitsizce çabalayarak çölleşen hayatında vaha yeşertmek isteyen yalnız bir adam..." ________𓅪________ Söze şöyle bir girizgah yapayım: Elimizdeki bu kıymetli eser, bir biyografi zannedilip rafa kaldırılacak türden soğuk bir kitap değil ; aksine, biyografinin roman sanatıyla, tarihin kurguyla raks ettiği, kelimelerin notalara dönüştüğü bir “ateş denizi” Tahmin edersiniz ki ismiyle müsemma. Beşir Ayvazoğlu, Ateş Denizi ile okuru 1930’ların İstanbul’una, o gri, buhranlı ama bir o kadar da derinlikli kültür atmosferine götürüyor mütemadiyen. Şunu en başta söylemek lazım ki, anlatılanlar tarihi gerçekliklerin üzerine bina edilmiş olsa da , karşımızdaki eser klasik bir biyografi değil; güçlü bir kurgu ve muhteşem bir senaryo. Galip Tahiroğlu’nun Tanburi Cemil Bey’in hayatını yazma serüveni, aslında kendi varoluş sancılarını ve bir devrin kapanışını izlediği bir aynaya dönüşüyor. Gönül rahatlığıyla ve altını çizerek söyleyebilirim ki ; Rafet Elçi’nin Şair romanından sonra, kurgusal derinliği, metin içi malzemenin işlenişi ve dönemin ruhunu yansıtmadaki ustalığı bakımından elimizdeki en sağlam, malzemesi en kavi romanlardan biri diyebilirim ve dedim.. Eser, sadece bir müzisyenin hayatını değil, bir medeniyetin musiki üzerinden nasıl “fena fi’l-musikî” olduğunu da usul usul fısıldıyor kulağımıza. Kitaptaki şahsiyetlere şöyle bir göz atalım, tabiri caizse şampiyon ligi gibi bir kadro var: Romanın merkezinde, Üniversite Reformu ile “kadro dışı” bırakılmış, küskün ama mağrur bir münevver olan Galip Tahiroğlu var. Galip, sadece bir anlatıcı değil ; aynı zamanda o devrin arada kalmış ruhunun da temsilcisi. Onun hayatına giren ve çıkanlar ise adeta bir resmî geçit töreni gibi: Galip’in büyük aşkı ve nişanlısı Devran,
Ateş DeniziBeşir Ayvazoğlu · Everest Yayınları · 2021202 okunma
ARAF! TARAF olamamaktan doğan kelime.. Bir harf nelere bedelmiş..
10/10
·212 syf.··
2026 25. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:49
Öncelikle merhaba sevgili okur ! Bu incelememi okumaya niyet ettiysen, küçük bir ricam var. Yüreğini yanına al ,aklınıda katıver yanına. Sadece gözlerinle "miş " gibi yapacaksan burada vakit kaybetme. Anlaştık mı ? Harikasın :) hadi başlayalım o halde... Kitabımız bir imkansız aşkın imkansızlığının sebepleri üzerine kurulmuş bir temada. Başladığınızda ilk birkaç sayfa yaz dizisi tadında. Ana karakter Ercana kızıyor, masum kıza sanki kendinizden bir parça gibi sahip çıkıyorsunuz :) Genel olarak durum bu.. Ama ben başından beri Ercana hiç kızamadım, onu anladım. Zaten bütün olayda onu anlamaktan geçiyordu. Asıl düğüm orasıydı.. Öyle hayatlar var ki, kırmayayım derken kendiniz paramparça oluyorsunuz... Öyle hayatlar var ki, gereğinden fazla evet dediğinizde kendinize kalan kocaman bir HAYIR oluyor. Öyle hayatlar var ki,bedenen size ait,kimlikte bir şahıssınız ama ruhunuz başkalarının elinde köle. Öyle hayatlar var ki ,adam olacağım ,doğru ,dürüst olacağım derken, adam olmanın kıyısından geçemeyene meze olan.. Öyle hayatlar var ki, sevmeyi sahip olmak zannederek bencillikle harmanlanmış Öyle hayatlar var ki, para güç ,makam ,mevki için satmadığı bir tek bedeni kalmış.. Oda muallakta. Öyle hayatlar var ki liman diye sığınıp en büyük darbeyi oradan almış Öyle hayatlar var ki son nefesinde gözü açık ,gönlü yarım kalmış..
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202614 okunma