9/10
·384 syf.·
2026 122. kitabı
Kitabı okurken yıllar önce bir film izlemiştim (deadly exchange 2017) onu andim resmen ayniya yakin kurgusu vardı yazarda zannimca bu tip kurgulara ekleme yaparak kitabı yazmış sürükleyici miydi evet twist var mı evet ve şu da var kitabın sonu devamı gelecek gibi görünüyor. Natalie salağından dolayi puan kırdım bu kadar da olmaz hani
2026 Okuma Raporları
Misafir ÖğrenciNelle Lamarr · Juno Kitap · 2024319 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 90. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2023 04:12
‎Yun Ko-eun, Afet Gezginleri ile okuru, yıkımın bile bir "ürün" olarak satılabildiği o soğuk ve tekinsiz dünyaya davet ediyor. Romanın merkezindeki "Jungle" adlı turizm şirketi, afet bölgelerini egzotik birer destinasyon olarak pazarlarken, aslında çağımızın en büyük hastalığını teşhir ediyor: Felakete karşı duyarsızlaşma. ‎ ‎Yun Ko-eun, felaketi bir olaydan ziyade, bir ruh hali gibi tanımlıyor: “Afet dediğimiz şey tıpkı depresyon gibi, her yerde uykuya yatmış bekliyordu.” Bu cümle, kitabın ürkütücü atmosferini kusursuz özetliyor. Afet, bir gün aniden kapımızı çalacak bir misafir değil; zaten bizimle yaşayan, hayatımızın dokusuna işlemiş, her an tetikte bekleyen sessiz bir potansiyel. İnsan, kendi içsel yıkımı olan depresyonla dışsal yıkım olan afeti aynı potada eritiyor. Bu potada eriyen aslında felaketin, modern insanın konfor alanına sızmak için fırsat kollayan bir gölge olduğu gerçeğidir. Yazarın kurduğu bu bağ, afetleri dış dünyada gerçekleşen talihsizlikler olmaktan çıkarıp, insanın zihnindeki o karanlık, hareketsiz ve her an uyanmaya hazır kuluçka evresine taşır. Bir anlamda bizler, felaketlerin sadece tanığı değil, onları kendi içimizde büyüterek gündelik hayatın sıradanlığına yediren taşıyıcılarıyız. Bu sessiz bekleyiş, insanın kendine yabancılaşmasının ve hiçbir şeyin nihayetinde yolunda gitmeyeceğine dair o derinden gelen, bastırılmış kabullenişin sessiz bir yansımasıdır. ‎ ‎Roman, zamanın lineer akışını değil, içsel olarak genleşen anların ağırlığını tartıyor: “Bazen şu an içinde bulunduğumuz andan daha kısa bir boşluk hayatımıza daha büyük bir etki edebiliyordu.” Karakterimiz Yona için o "boşluk", şirkette yaşadığı tacizle başlayan ve Mui adasında derinleşen kırılma anlarıdır. Hayat, uzun yıllar süren çabalarla değil, saniyelik bir boşlukta, o "yapılmayan"
Edebiyat
Afet GezginleriYun Ko-eun · Doğan Kitap · 202384 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·304 syf.··
2026 1. kitabı
Merak içinde bırakıyor son ana kadar son hiç ummadığım gibi bitiyor ve hiç duymadığım küfürleride duyduk :) bölüm girişlerindeki özlü sözler güzeldi ama :)
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 20222,300 okunma
Selda Uygur: Babalar ve Kızları
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
“Denizleri çok severim… Rüyalarım… Taşların rengi de gökyüzü gibi kasvetlidir… Bu her gece böyle olur…” Bu şiirsel sözler, Babalar ve Kızları’nın açılış sahnesinde yer alıyor. Türk Edebiyatı yepyeni bir kalemin doğuşuna tanıklık ediyor bir süredir. Selda Uygur, Fazlı Necip’in Ah, Anne romanını günümüz Türkçesine aktaran ve Türk Edebiyatından Örneklerle “Edebiyat ve Kıskançlık” adlı çalışmalarıyla tanınan akademisyen bir yazar. Romanında pek çoğumuzun ama özlemle ama kasvetle dalıp gittiği o ölgün deniz manzaralarını işlemiş sevgili Selda. Denizin verdiği huzuru ve aldığı canları okudum bu eserde ve babaannesini… O mistik heyecanları bilirsiniz elbette, ölülerle konuşmaktan bahsediyorum. Ölümün kokusunu bilmeyeniniz kaldı mı? Ah bazılarınız anlayacaktır beni; insan olmak, düşünebilmek ve farkında olmak ne zordur bilirsiniz -ölümün kıyısında yaşarken. Rüyalardan bahsediyorum, kaçmayın; bitmek bilmeyen döngülerden, büyük ve kederli nefeslerden ve gecenin en zor saatlerinde yaşanan o ani irkilişlerden, uyanışlardan… Şanslıysanız, gecenin bu saatinde, yanı başınızda birisi vardır ve o kişi size ne olduğunu sormuştur. Ya kimse yoksa? Ya kimse size bir şey sormamışsa? Ya kimsecikler sizi sarıp sarmalamamışsa? İşte o zaman üzülmekte haklısınız derim. Yazık. Çok Yazık. İşte sevgili Selda, rüyalarından uyanırken adeta denizde boğulur gibi oluyor, tasvir ediyor ve yaşıyor o anı. Peki, ama neden? Ölülerle dans ediyor çünkü ve ekliyor -unutmadan: “Ölülerle dans edebilen birini kimse üzemez.” Kelimeler akmaya devam ediyor. İstanbul’un o eski yokluklar içindeki halini okuyoruz. Ancak yine de bir umut var o yıllarda. Kavganın, hasretin, kaosun, sanatın, edebiyatın ve kalabalığın şehri İstanbul’da yaşanıyor Babalar ve Kızları’na dair ne varsa. Kıskançlığın kitabını yazmış olan
Babalar ve KızlarıSelda Uygur · Bilgi Yayınevi · 202255 okunma
7/10
·208 syf.··
2026 5. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 00:00
Hayatımda yapacağım ilk kitap inceleme denemesidir. Kendimi herhangi bir kitabın incelemesini yapacak kadar donanımlı görmemekle beraber, duygularımı ifade etmeyi uygun buluyorum. Bu kitabı okurken ailesinde ölüm anlamında çok yakın bir kayıp bir yaşamamış bir insan olarak, kitaptaki olaylara misafir oldum. Bu tarz bir kayıp yaşamış okurların çok yoğun duygular yaşayacağını hissediyorum. Benim için ilerde yaşayabileceğim kayıplarda neler hissedebileceğimin bir ön gösterimi gibiydi.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
Deniz kokan kitaplar deyince de Sait Faik
Puan vermedi·134 syf.··
2026 26. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:47
Ne zaman canım deniz çekse, iyot kokusunu ciğerimde hissetmek istesem elim hemen Sait Faik eserlerine gider. Adeta onunla adaları dolaşır, balıkçı teknelerine misafir olurum. Bu eserinde de çok güzel karakterler tanıdım, adalarda dolaştım. Doğanın önemini, insan hayatındaki küçük mutlulukları çok güzel anlatmış Sait Faik… Sevgili okurlar, hazır yaz da gelmişken güzel tatillerinize eşlik etsin Sait Faik… Kitapla ve güzel anlarla kalın
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917bin okunma