Kitap, Kırmızı Saçlı Kadın’dan sonra okuduğum ikinci Pamuk romanı oldu . Öncelikle bu kitabını ilk okuduğum kitabından çok daha beğendiğimi net bir şekilde söyleyebilirim. Yazar kitabın başından sonuna kadar benim gözden ırak memleketimde gezdirdi beni, sayesinde hasret giderdim. Aşk, laiklik, dindarlık, türban yasağı, doğu batı kültür çatışması, etnik farklılıklar ne ararsan var kitapta. Okurken sıkılmadığım, yoğun bir dönemime gelmesine rağmen fırsat buldukça okumak istediğim bir eser oldu. Okunmasını tavsiye edebilirim.
Kitabı hafızam beni yanıltmıyorsa Aytuğ Akdoğan’ın beğenisini sarfettiği programda keşfetmiştim ve okunacaklar listeme eklemiştim. Kitabı o kadar beğendim ki İhsan Oktay’ın yazdığı bütün eserleri okumayı düşünüyorum. Bu başyapıtı yeni aldığım kindle cihazımda okudum ve başlarda acaba bu yeni okuma deneyiminden dolayı mı elimden bırakmak istemiyorum diye kendimi sorgulasam da sonra farkettim ki kurgunun kalitesi kitabı elden bırakmaya fırsat vermiyor.
Son zamanlarda okumaktan en çok keyif aldığım kitaptı. Okurken çok güzel hayat dersleri veren kitap, bence fantastik başlayıp bilimsele yakın bir noktada son buldu.
Sevgili mesai arkadaşımın kaleminden çıkmış, kendisi gibi öğretmen babasının biyografisi olan kitabını büyük bir keyifle okudum. Özellikle her eğitimciye okumasını tavsiye edeceğim bir kitap. Enver Öğretmenimin de ruhu şad olsun.
Şimdiye kadar okuduğum en güzel yerli kitaptı. Okurken hiç bitmesin istediğim, mükemmel bir eserdi. Daha önce hiç Oğuz ATAY okumamıştım ama bu kitapla onun bendeki izlenimini zirvede mi bıraksam yoksa hemen diğer kitaplarıyla devam mı etsem ikilemini düşündürmedi değil.