8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
bir anneanne ile işitme engelli torunu arasındaki iletişim sorununu ağaçlar vasıtasıyla gidermeye çalışmalarını anlatıyor söğüt ne söylüyor. yazarın irlanda kırsalının eşsiz doğasını, mitler ve efsaneler ile harmanlayarak oluşturduğu atmosfer o kadar etkileyici ki hikâyenin gücünü katlıyor. duru ve şiirselin kıyısındaki dil de cabası. yirmi dokuz günlük kaydından oluşan roman melankolik bir buruklukla ağaçların arasında düşünceli düşünceli dolaşmak gibi. rüzgarın sesini, yaprakların hışırtısını da duymak mümkün. doğanın suskunluğunda bulunan teselli içe işliyor. "ağaçları duymak için kulağa gerek yok, sadece dinlemek" yeter diyor. sığınacak sakin bir yer arayanlar ıskalamasın derim.
Söğüt Ne Söylüyor?Lynn Buckle · Profil Kitap · 202315 okunma
Su beden için ne ise; amaç da zihin için odur.
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
İngiliz yazar John Robert Fowles'in 1963 yılında yazdığı bu roman o döneme dair izleri taşımakla birlikte psikolojik açından 2 karakteri kendi gözünden ayrı ayrı konuşturarak sizi içine alan, savuran bir roman. Önce Ferdinand'ın gözünden sonra da Miranda'nın gözünden okuyorsunuz olup bitenleri. Sonu istediğimiz gibi bitmese de konuya dair tutarlılığı bozmamış bence Fowles, tam da Ferdinand'ın kişiliğine uygun bir son oldu. Son sayfaya kadar onun içindeki katılığı, kötülüğü ve tasarıyı görebiliyorsunuz. Huylu huyundan vazgeçmiyor ne yazık ki... Hatta Miranda'yı ilahi bir hayranlık içinde sevdiği için düşlediği kadar kötülük yapamadı ona. Bir sonraki kurbanı için gerçekten daha çok endişeleniyoruz kitabı bitirirken. Miranda'nın yazdıklarını okurken onun ne kadar büyüdüğünü, hayat dolu olduğunu, şaşırtıcı bir biçimde (kendi dilinden de) Ferdinand'a ne kadar iyi davrandığı ve onunla ne kadar iyi geçindiğini görüyoruz. Özgürlüğün, sanatla ve hayat arasında ilişki kurmanın ne kadar önemli olduğunu, bir şeyi anlamaya çalışmanın, kadınların gözünden erkekler hakkında bazı değişmez mitler üzerine düşünmemizi sağlıyor. Miranda atom bombasının yarattığı tahribattan, insanların fikirlerini içeriği kötü de olsa savunmasının ne denli etkili olduğundan, açlıktan toprak yiyen çocuklardan, onun gibi ressam olan ama ondan 21 yaş büyük hoşlandığı G.P.'den bahsediyor odada yazdığı günlükte. Roman Ferdinand'ın konuştuğu kısımdan sonra Miranda kısmında genişliyor bambaşka bir noktaya gidiyor edebiyat yazımı konusunda. Fowles'in yeteneğinin Miranda kısmında zirve yaptığının altının çizmek gerekiyor burada. Ayrıca romanın psikolojik yönünü de gözardı etmemek gerek. Bazı simgeler yoluyla anlatım güçlendirilmiş. Ferdinand'ın üst kata çıkıp rahatlaması sonra tekrar aşağı inip kötülüğe devam
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202411bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Papirüs
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2024 15:51
Papirüs, bu yıl okuduğum kitaplar arasında en çok etkilendiğim kitaplardan biri oldu. Irene Vallejo son derece zeki, yetenekli ve çok başarılı bir yazar. Okuru sıkmadan, tekdüzeliğe ve monotonluğa düşmeden, keyifli bir şekilde anlatmış kitapların yolculuğunu. Okuru da kadim zamanlardan günümüze doğru heyecanlı, keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. Tekdüze, kuru ve monoton bir anlatım yerine oldukça başarılı bir hikâye etme üslubunu kullanmış. Eserde tarihte yer etmiş pek çok karakterle karşılaşıyor, pek çok tarihî olayı da hatırlıyorsunuz. Bilmediklerinizi öğreniyorsunuz. 433 sayfaya neler neler sığdırmış yazar. Antik Yunan, İskenderiye, Büyük İskender, Aristo, Platon, filmler, efsaneler, mitler, kadın yazarlar, yakılan, yok edilen kitaplar, krallar, kraliçeler, kitapçılar, papirüs ve parşömenin maceraları... Yazar kendi hayatından da anılarına yer vererek okuruyla samimi ve duygusal bir bağ kuruyor. Hikâye etme yeteneğini son derece başarılı bir şekilde kullanmış. Okuru sıkmadan, tatlı tatlı anlatıyor her şeyi. Çok bilgili bir arkadaşınızı dinlermiş gibi hissediyorsunuz. Özellikle her şeyi anlattıktan sonra şok iki sayfada konuyu biz okurlara bağlaması çok hoşuma gitti. Ömrüm oldukça tekrar tekrar okumak isteyeceğim bir kitap. Teşekkürler. Emeklerinize sağlık Irene Vallejo ve Volkan Ersoy
PapirüsIrene Vallejo · Bilgi Yayınevi · 2023360 okunma
10/10
·248 syf.··
2024 69. kitabı
... " Gövdemden bir ateş geçti ve ben #sevgiliarsızölüm ü yazdım, o ateşle yazdım, o ateşle çarpıldım, öyle kaldım." ..Diyor #latifetekin bu kitabı için. Yazarın çocukluğu Kayseri Karacahevenk köyünde geçmiş. Dokuz yaşında ailesiyle İstanbul' a göç ediyor aile, yirmi iki yaşında yazdığı bu eseri işlenmemiş rulolara sarıyor. Kitap köyden kente göç etmiş bir aileyi konu ettiği için kitabın #otobiyografik olduğu da düşünülebilir. Sevgili Arsiz Ölüm Latife Tekin Büyülü gerçeklik akımının etkisini görmek ve okurken bıraktığı his çok önemli oldu benim için. #büyülügerçeklik olağanüstü olayların, sıradan bir durummuş gibi anlatılagelmesi #marquez i hatırlattı, Bu akımda kişilerin psikolojik durumları değil de, eylemleri ön planda olur, mitler, efsaneler, masallardan öğeler, gerçek ve fantazi bütünleştirilerek anlatılır, yorum da katılmaz. Akımın ilk yapılarından ve @latifetekin in ilk romanı 1983 yılında yayımlandı.
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2024 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2024 00:34
* Gaiman’ın bu mitlere getirdiği en önemli katkı, klasik hikayeleri daha çağdaş ve akıcı bir dille anlatmasıdır. Kitap, kaos ve düzen, güç ve zayıflık, hile ve dürüstlük gibi evrensel temaları işler. Gaiman, bu temaları günümüz okuyucusuna daha çekici hale getirecek şekilde düzenler. Ancak bu yeniden anlatım, kimi zaman mitlerin orijinal yapısına ve mitolojik derinliğine göre daha sade bir anlatı sunar, bu da bazı okuyucular için orijinal mitlerin derinliğinin kaybolmasına yol açabilir. * Gaiman, kitabın yapısını Ragnarok (İskandinav mitolojisinde dünyanın sonu) üzerine kurar. Ragnarok, hikayelerin sonunda büyük bir doruk noktası olarak yer alır. Bu, kitabın mitolojik yapısının bir bütün olarak daha dramatik bir yapı kazanmasını sağlar. Ancak kitap, Ragnarok’a doğru ilerlerken bazen kısa hikayelerin kendi başına yeterince derinleşemediği izlenimini verebilir. Yani ana yapıya odaklanma, bazı yan hikayelerin potansiyelini tam anlamıyla kullanamamasına neden olabilir. * Loki, Gaiman’ın anlatısında en dikkat çekici karakterlerden biridir. O, hem düzenbaz hem de trajik bir figür olarak tasvir edilir. Loki’nin hilekârlıkları ve kurnazlıkları, Gaiman’ın üslubunda daha da derinleşir. Loki, bir anti-kahraman gibi resmedilir; hem tanrılarla dalga geçen hem de kendi trajedisinin farkında olan bir figürdür. Gaiman, Loki’nin kişiliğinde modern bir ikilem yaratır: Kaos yaratmak için mi var, yoksa kaderin bir parçası olarak mı hareket ediyor? * İskandinav mitleri, sadece tanrılar arasındaki basit çatışmalar ya da kahramanlık hikayelerinden ibaret değildir; bu mitler, kadim halkların dünyaya, doğaya ve varoluşa dair algılarını yansıtan derin metaforlar içerir. Gaiman, bu mitlerin felsefi ve sembolik boyutlarına yeterince yer vermemiştir. Olay örgüleri sadeleştirilmiş ve sembolik
İskandinav MitolojisiNeil Gaiman · İthaki Yayınları · 20203,592 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2024 18. kitabı
Mitolojiye ara vermeden bu ayın son kitabı olarak Theophrastus'un İzinde Kayıp Filozofun Peşinde Antik Kentlerde kitabı ile devam ediyorum. Belki biraz ara da verebilirim. Özlediğim zaman devam ederim kafamı toparlayamayabiliyorum üst üste aynı okuyunca. Bir de tanrılar, filozoflar derken çorba olmayayım . Bu kitapta yazar arada felsefi ve kendi anlatımlarından da dem vurarak Platon'un ünlü Akademi'sinde Aristotales ile Çalışmış,Büyük İskender dönemi Yunanistanı, Makedonyası ve haliyle Anadolusunda ayak izleri olan filozof Theophrastus u anlatıyor. Mevsimleri ve toprağı neyin yönettiğini açıklamak için mitler yerine duyularını ve gözlemlerine güvenen bir doğa filozofu. Seyahatleri sırasında karşılaştığı muhteşem karakterlerden oluşan zengin hatıra koleksiyonunu parşömenler üzerine yazmış. Yazarımız bu filozoftan bahsederken etrafımızdaki dünyayı nasıl gördüğümüzü anladığımızı ve kendimizle nasıl ilişkilendirdiğimizi keşfediyor bize doğayı nasıl görmemiz gerektiğini öğreten Antik çağ insanlarını unuttuğumuzda modern yaşamın neleri kaybettiğini sorgulatıyor.