Mitomani için şöyle bir tanım var: "Kişinin sürekli yalan söylemesi ve en nihayet kendi uydurduğu yalanlara inanma hali." Oysa zırtçılık öyle değil. Özellikle Anadolu'da zırtçılık geleneğini hala devam ettiren büyük ustalar var. Zırtçılar sürekli yalan söylemezler. Onlar birer hikaye ustası ve doğal olarak meddahlık geleneğini devam ettiren, ne olursa olsun nesillerinin korunması gereken mahallelerin stand- up virtüözleridir. Zırtçılar istikrarlıdır. Öylesine bir devamlılık vardır ki, aradan yıllar geçse de senaryolarda hiçbir zaman sapma olmaz. Sanki ilk defa anlatıyorlarmış gibi ballandıra ballandıra gösterilerini yaparlar. Aslında dinleyiciler hikayenin yalan olduğunu bilirler. Çoğu zaman zırtçının daha da havaya girmesi için ufak tefek hatırlatmalar ve nidalarla onu havaya sokarlar. Zırtçıların gösterisi neredeyse bedavaya gelir. Mahalle kahvelerinde ısmarlanan bir bardak çay ya da meyhanede bir duble rakı kafidir.
Sayfa 165
mitomani?
“ Ona gerçek hikâyeler yazmak istediğimi söylüyorum, ama bir an geliyor, hikâye gerçekliği yüzünden katlanılmaz oluyor, bunun üzerine hikâyeyi değiştirmek zorunda kalıyorum. Kendi hikâyemi anlatmak istediğimi söylüyorum ona, ama yapamıyorum, cesaretim yok, hikâyem çok canımı acıtıyor. Bunun üzerine her şeyi güzelleştiriyorum, olayları oldukları gibi değil, olmasını istediğim gibi anlatıyorum. “
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Mitomani
İnsan bir konuda yalan söyleyince, ilk yalana uygun daha pek çok yalan söylemek zorunda kalır
Sayfa 162·Kitabı okudu
Din merkezli yalanlar politikada bir hastalık adeta mitomani boyutuna geldi.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Hiçlik kendini var eder. Plazalar olarak, bitkiler olarak, bebekler olarak, kesimhaneler olarak, rent-boylar olarak, polisler olarak, asfaltlar olarak, 'nereden geldik’ sorusu olarak, -fotoğraflar iki kere hiçlik’tir-, patoloji olarak, simple past tense olarak, hetero evlilik olarak, mitomani olarak, yer çekimi olarak, his ve hissizlik olarak, nüfus memuru olarak, diyanet işleri olarak, bitkilere su veren biri olarak.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Din merkezli yalanlar politikada bir hastalık, adeta mitomani boyutuna geldi. Ülke-toplum için tehlikeli boyutlara ulaştı. Sürekli yalan söyleyen politikacılar (ve günlük yaşamda bireyler), bir süre sonra kendilerini söyledikleri yalana o derece kaptırıyorlar ki, gerçeğin farkına varamıyor, hayatın reel olgularıyla iletişim kopukluğu yaşıyor ve ardından gösterilen hakikate tahammül gösteremiyorlar. Sorun tek başına lider ya da çevresindeki birkaç destekçi değil, asıl mesele daima haklı olduğunu sanan "taraftar olma" konusu!