Diyarbakır'a uzunca bir süre baktın, kendi kendine
'Kürdün acılı tarihine tanık olan bu şehr-i muazzam, Kürdün mutluluğuna da tanık olacaktır' dedin.''
Züleyha, Yûsuf'a bir mektup yazmaya başlayınca. Yûsuf diye başladı , Yûsuf diye bitirdi. Gördü ki hitaptan öteye geçemedi. Anladı ki aşkın nâmesinde ser-nâmeden öte kelam yok . Ve Züleyha'nın lügatind Yûsuf'tan öte sözcük yok.
Ellerim toprağın derinliklerinden çıkarılmış çok asırlık bir tütsü kabına âniden değiverdi, gözyaşı şişesi kırıldı birden, başkalarının olan onca acı kalbime giriverdi. Yûsuf ben seni , sevmiş ve sevecek bütün kalplerin sırrına ortak olarak sevdim.