Yazar iki medeniyetin (doğu-batı) birbirleri hakkındaki algı ve tasavvurları, aynı zamanda kendilerinin de aynadaki birer yansıması olduğunu ifade eder.
Müellif üç çeşit ben ve öteki tasavvuru olduğunu söyler:
1- Mutlak bir "ben" ile mutlak bir "öteki"bin çarpıştırılması (Huntigton-Medeniyetler Çatışması)
2-. Mutlaklaştırılmış bir "ben" ile yok sayılan ve yok edilmek istenen "öteki" arasındaki ilişkidir. (Fukuyama-Tarihin Sonu)
3- İçeriği boşaltılmış bir "ben" tasavvuru ile sulandırılmış "öteki". (kimlik iddiasından vazgeçmek-Kafirun Suresinin Sebeb-i Nüzulü)
Ayrıca eserde, insan ancak kendini her şeyi kuşatan varlığın bir parçası olduğunu kavradığı zaman ben-bilgisine ve "ben" idrakine, kavuşabilir demektedir.
Yazar, Descartes'ın kendini var olmaktan çok düşünen bir varlık olarak görmesini, daha doğrusu, kendini önce düşünün sonra var olan bir özne olarak algılamasına mukabil Sadra'nın davet ettiği bir başka yolu göstererek varlığı bilemeden kendini bilemezsin kaziyesi üzerinden ontolojik olarak kişinin varlık üzerinden kendisini konumlandırması ve "öteki" ile birlikte "ben"i tanımlaması gerektiğini ifade etmeye çalışmıştır.
Kitapta uzlaştırıcı bir dil ile birlikte, batı ile doğunun çatışması gerekmediği gibi dünyanın/tarihin sonu algısını sorunlu bularak Endülüs örneği üzerinden birlikte yaşanabileceği nazariyesini farklı tarihlerdeki olumlu ve olumsuz örnekler üzerinden geliştirme gayreti içerisinde olmuştur.
İbrahim KalınBen, Öteki ve Ötesi
Endülüs'ün ruhunu kavramak için dışarıdan bakmak yeterli değildir. Onun iç dünyasına girmek, onun havasını teneffüs etmek gerekir. Gırnata'daki Elhamra Sarayı gibi dış görünüşü mütevazi, iç tarafı son derece zengin olan eserler, İslâm kültüründe zâhir ile bâtın, hareket ile sükûn, tefekkür ile estetik zevk arasındaki dengenin ve bütünleşmenin kayda değer örnekleridir.
16. yy.'dan itibaren bu tür ırkçı ve aşağılayıcı Morisko-karşıtı söylemler yaygınlık kazanmıştır. Don Kişot'un yazarı Cervantes, Köpeklerin Diyaloğu adlı oyununda bu söylemin en kötü örneklerinden birini verir. Bütün mal varlıklarını ve güçlerini kaybetmiş olmalarına ve her yerde baskı altında tutulmalarına rağmen Moriskoları azılı bir grup, amansız bir tehdit olarak tasvir eder.