Niçin “onunla” beraber Boğaziçi’nin kenarında dolaşmasın? Niçin yerde gökte ışık saçan kandillerin, kürelerin yansımasını “onunla” o hoşça akan lacivert suda seyretmesin? Niçin o ışıkları söndürüp yakar gibi görünen serin poyraz rüzgarının “onun” saçlarıyla oynadığını görerek mutluluktan sarhoş olmasın?