Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez’in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti.
Daha çok anlat, dedim.
Hosuna gidiyor mu?
Çok. Elimden gelse, seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konusurdum.
Bu kadar yola nasil benzin yetistiririz?
Gider gibi yapariz.