Bilmemenin mutluluğu, anlamadan kabul etmenin huzuru, düşünmeden hissedebilmenin doygunluğu. Bilmek her zaman güzel değildi. Anlamak sevinç vermiyordu her zaman. Çözmek aklı doyursa da ruha iyi gelmiyordu.
Ben oturmaya geldiğimi sanırdım. Hoş geldim.
Ve İstanbul dolaylarında, birtakım odalarda
Güllerin ve ayazmaların ve savaşların
Biribirine karıştığı, ceviz ağaçlarında
Ve sanırdım saçların kendiliğinden
Köpüren binalar gibi ağardığı
Akşamüstleri
Bulvar kahvelerinde.
Geceyi kimlerin böldüğünü
Uzun saçlı aldanışların böldüğünü
Ve büyülü bayramların böldüğünü
Çoğu zaman çiçeklerle ve
Çoğu zaman gülücüklerle kutlanan
.
.
Türklerin her asırda büyük mareşallerinin ve büyük devlet adamlarının olduğu bilinmektedir ve Türkiye böylesi bir zenginliğe sahiptir; fakat Atatürk nadiren görülen bütünleyici bir yönetici, bir dehadır.
.
.
.
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım