Anababaların, çocuklarının okul durumuyla ilgilenmediklerinden, okula gelmediklerinden biraz daha yakındı. Müdür Bey'in konuşmasından sonra Okul-Aile Birliği başkanı bir hanım, anababaların dileklerini bildirmelerini rica etti. Bir baba söz aldı. Çocuğuna Türkçeden zayıf verilişini hiç de doğru bulmadığını anlattı. - Nasıl olur efendim, diyordu, benim çocuğuma nasıl Türkçe dersinden zayıf verilir ? O çocuğun öğretmeni, niçin zayıf verilemeyeceğini sordu. Adam bir acayip konuşuyordu. Sözlerinin başı sonunu tutmuyor, şimdiki zamanla başladığı cümleyi, geçmiş zamanla sürdürüyor, gelecek zamanla da bitiriyordu. - Verilemez efendim, dedi, çünkü Fransızca olmuşsa, o zaman anlayacağımdır ki zayıf neden verdiniz. Belki olmuş haklı. Fakat vereceksiniz zayıf Türkçe dersinden almış olamaz. Haksızlık olacakmıştır... Çocuğun öğretmeni - Affedersiniz, ne dediğinizi anlayamadım, dedi. Türk çocuk olduğu için, anadili de Türkçedir diye, en azından orta mı verilmeli, demek istiyorsunuz ? - Evet, isteyeceğim ki öyle demişim. Herkes anlıyor ne demiştir benim çocuk, anlasın öğretmen de... - Siz çocuğunuzun ne dediğini anlıyorsunuz yani ? - Elbet. - Çocuğunuz da sizin dediğinizi anlayabiliyor mu ? - Anlamış lazım olması...