Oğlum, her şeyi yap, yalnız yalan söyleme! Çünkü dünyada en çok doğuran şey yalandır. İnsan bir küçücük yalan söyledi mi, o yalanını gizlemek için biraz daha büyük yalan söylemek zorunda kalır. Sonra o yalanı ortaya çıkmasın diye daha büyük yalan söyler. Her yalan, daha çok, daha büyük yalan doğurur. Onun için yalan söyleme!
Anababaların, çocuklarının okul durumuyla ilgilenmediklerinden, okula gelmediklerinden biraz daha yakındı. Müdür Bey'in konuşmasından sonra Okul-Aile Birliği başkanı bir hanım, anababaların dileklerini bildirmelerini rica etti. Bir baba söz aldı. Çocuğuna Türkçeden zayıf verilişini hiç de doğru bulmadığını anlattı. - Nasıl olur efendim, diyordu, benim çocuğuma nasıl Türkçe dersinden zayıf verilir ? O çocuğun öğretmeni, niçin zayıf verilemeyeceğini sordu. Adam bir acayip konuşuyordu. Sözlerinin başı sonunu tutmuyor, şimdiki zamanla başladığı cümleyi, geçmiş zamanla sürdürüyor, gelecek zamanla da bitiriyordu. - Verilemez efendim, dedi, çünkü Fransızca olmuşsa, o zaman anlayacağımdır ki zayıf neden verdiniz. Belki olmuş haklı. Fakat vereceksiniz zayıf Türkçe dersinden almış olamaz. Haksızlık olacakmıştır... Çocuğun öğretmeni - Affedersiniz, ne dediğinizi anlayamadım, dedi. Türk çocuk olduğu için, anadili de Türkçedir diye, en azından orta mı verilmeli, demek istiyorsunuz ? - Evet, isteyeceğim ki öyle demişim. Herkes anlıyor ne demiştir benim çocuk, anlasın öğretmen de... - Siz çocuğunuzun ne dediğini anlıyorsunuz yani ? - Elbet. - Çocuğunuz da sizin dediğinizi anlayabiliyor mu ? - Anlamış lazım olması...
İşte en canımı sıkan cevap da budur. Bizi hiçbir şeyden anlamaz sanıyorlar.
Niçin bize anlatmaya çalışmıyorlar da anlamazsın deyip kestirip atıyorlar ?’’
Biliyor musun, o sıralar durmadan kendime şunu sorardım: Neden böyle aptalım ben ? Madem başkaları aptal ve ben onların aptal olduklarını kesin biliyorum, öyleyse neden onlardan daha akıllı olmak istemiyorum ? Sonra, herkesin akıllı olmasını beklemenin çok uzun süreceğini anladım, Sonya. Bir de bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini... İnsanların değişmeyeceğini, onları değiştirebilecek kimsenin bulunmadığını ve bunun için çaba göstermeye değmeyeceğini ! Ya böyle işte ! Bu bir yasa Sonya, yasa. Akılca ve ruhça kim sağlam ve güçlüyse, insanlara onun buyuracağını biliyorum artık ! Kim daha yürekliyse, haklı olan da odur. Her şeyin içine tükürmekte, aldırmazlıkta en ileri gidenler, yasa koyucu olurlar. Herkesten daha gözü pek olan, herkesten daha haklıdır ! Bugüne kadar böyle gelmiş, bu bundan sonra da böyle gidecek ! Bu gerçeği ayırt edemeyenler kördür !