En iyisi manastıra kapan. Ne diye günahkârlar doğurasın? Ben ki erdemli sayılırım, öyle suçlamalar yöneltirim ki kendime, “ Doğmaz olaydım! “ derim. Kibir, kin, hırs… Yok yok. İçimde saldırganlık çok, ama hepsine zaman yok: Ne düşünmüşüm yeter söze dökmeye, ne de hayal gücüm -biçim vermeye. Benim gibi sefiller işte sürünür böyle. Dünya ile cennet arasında -ikisine de yaranamadan. Hepimiz serseriyiz. Kimseye kanma. Koş manastıra.
Ölüm uykusunda ne kabuslar görülür beden sınırları kalmayınca.Hayata katlanmak işte bu kaygıdan.Yoksa kim sineye çeker kırbacını zamanın? Kim katlanır zorbanın zulmüne, kibirlinin küstahlığına, aşkın hor görülmesine, yargıdaki acze, yetkinin kötüye kullanılmasına, vefanın satılık olmasına? Kim direnir basit bir hançerle huzura kavuşmak varken ? Kim katlanır bunca yüke ? - ölüm sonrası ürkütmese ? Gidenin dönemediği meçhul ülke…
Eleştirinin değerli bir eleştiri olup olmadığı, eleştiren kişilerin çokluğuna ya da rütbelerinin yüksek olup olmadığına bakılarak değil eleştiren kişi ya da kişilerin nasıl bir düşünme sürecinden geçtiklerine bakılarak anlaşılır.