Kıştayız ve kar yağmıyor. Bu şuna benziyor: İlkbahar gelsin de sen hiç âşık olma, yaz gelsin de yazlığa gitme, sonbaharda hüzne kapılma, ne yağmur yağsın ne de sen pencereden dışarıyı seyret... Bu aynanın içinde intihar edip bu tarafında sağ kalmaya benziyor.
Bu lanetli el kardeş kanıyla kalınlaştıysa ne olmuş!
Şu güzelim göklerdeki yağmur onu yıkayıp kar gibi aklamaya yetmez mi?
Bağışlama denen şeyin anlamı ne,
Günahın karşısında dikilmeyecekse? Duanın yararı ne, çifte görev yapmıyorsa;
Hem düşmemizi engellemiyor,
Hem de düştüğümüzde kaldırmıyorsa bizi?
Evet, yukarı çevirmeliyim başımı. Geride kaldı suçum. Ama nasıl bir dua işime yarar ki şimdi?
Nasıl ki insanlığın ilk dönemlerine üretimlerin niteliğinden ötürü taş devri, tunç devri gibi isimler verilmişse, bizim dönemimize de tağşiş, tahrif, sahtecilik devri adı verilecektir.
İşçi sınıfı ahmakça iyi niyetiyle beyninin yıkanmasına izin verdiği; doğuştan gelen coşkuyla hiç düşünmeden çalışmaya ve mahrumiyete atıldığı içindir ki kapitalist sınıf kendini zorunlu tembellik ve zevküsefaya, üretmeye ve aşırı tüketmeye mahkûm edilmiş halde bulmuştur.