Ama hakikati istediğiniz gibi eğip bükemezsiniz.
Eski Ahit’te Süleyman’ın Meseleleri’ndeki hikmetlerde yas tutmak gülmeye yeğ tutulur, zira bu tecrübe “kalbi iyileştirir”. O zaman insan bambaşka bir yerden, bir uçurumdan bakarak tanır kendini.
Fakat bu dünya cennet olmaya inatla direnir. İnsanların mutluluklarını bağladıkları umutların ölçüsü, bireysel ve toplumsal bütün çabalar boşa çıktığında hissedilen düşüşün yüksekliğini tayin eder.
Heidegger’in “yaratma coşkusu” adını verdiği şey, başka hiçbir şeye benzemez. Hayatımızla ilgili ne yapmamız gerektiğini merak ediyorsak, yaşadığımızı hissettiğimiz bu anların nerede olduğuna bakmamız yeterlidir; onlar bize herhangi bir kitaptan her zaman daha iyi rehberlik ederler. 
Güç, kırılganlık ve incinebilirlik nispetinde var olur.
Arzu, her zaman ”öteki”ne karşı duyulur ve bu nedenle “ayrılık” işlevinin konusudur. Denizin içinde olan balık, denizi arzulamaz. Deniz, ancak denizden çıkan balığın arzusu olabilir. Arzu, “öteki”ne karşı duyulan arzu olduğu için, içinde bulunan durumdan çıkarak “öteki” için çaba harcamak anlamına gelir.
Kendi sevme biçimimizi en ideal sevme biçimi zannederiz ve nasıl seviyorsak öyle sevilmeyi isteriz. -
Gerçek sevme, bu şekilde, bizden “ayrı” olduğunu idrak edebildiğimiz birini sevmektir.
Yirmi yaşındayken her şeye söz verebilirsin. Kırk yıl bir sonsuzluktur ama yirmi yaşında insan fiilen ölümsüzdür…
Mezarlıklarda dolaşmayı hep sevmişimdir, özellikle de eski olduklarında - ölüm doğaya, çimene ve ağaçlara dönüştüğünde.
Her zaman bir seçeneğin var, der kalbindeki ses. Geçmişi ve geleceği istediğin gibi tutmak. Hayatı istediğin gibi tutmak. Kendini istediğin gibi tutmak. Her zaman bir seçeneğin vardır.