Bir Dan Brown kitabının daha sonuna geldim. Kaç kitabını okursam okuyayım Dan Brown beni büyülemeye ve şaşırtmaya devam ediyor. Kurduğu zekice, heyecanı hiç bitmeyen kurgularına bir de romantizmi katıyor ve bu kitaplarını daha da güzel yapıyor.
Öncelikle ben Dijital Kale'yi okumaya ilk başladığımda biraz sıkılmıştım fakat düğüm bölümüne geldiğimde kitap beni karakterleri (David Becker) ve konunun ilerleyişiyle kendine bağladı. Kitapta ana karakter olan kriptograf Susan'ın nişanlısı ve bir dilbilimci olan David'e nedensizce çok ısındığımı belirtmek isterim. Susan ve David'in ilişkisini de sevdim. Bununla birlikte çok hoşuma giden bir ayrıntıyı eklemek isterim kitaptan.
David, Susan'a not bırakırken hep "üzerinde balmumu olmayan, David" diye imzalıyor. Bütün kitap boyunca Susan bunun ne olduğunu çözemiyor ve kitabın son sayfalarından buna açıklık getiriliyor.
Rönesans döneminde yapılan heykellerde hata olduğu zaman İspanyol heykeltıraşlar bu hatalarını balmumu ile kapatırmış. Üzerinde hiç hata bulunmayan ve balmumu ile kapatılmayan heykellere "sin cera heykel" yani "üzerinde balmumu bulunmayan heykel" denirmiş. Bu deyim daha sonra dürüst, hakiki anlamlarında kullanılmış. İngilizcedeki "sincere (samimi)" sözcüğü İspanyolcadaki "sin cera" sözcüğünden türemiştir. Ve mektuplar genellikle "sincerely, ..." diye imzalanmıştır. Bu ince detay kitapta en çok hoşuma giden şey oldu.