İnsan gerçekle yalan arası o ince çizgide gezinirken, bir tıkırtı ya da bir ince ağlayışla, gerçeklerden tamamen kopup uzaklara gidebilir. O uzaklar ki, hep aynı yerde, aynı biçimde duran insanı, rüyalara taşıyan yolun adıdır. O yolda hep vehimler, yakıştırmalar, yanılsamalar en güzel halleriyle yaşanır. Gerçeklikte büründükleri rahatsız edici, kırıcı, yıpratıcı anlamlardan uzak olarak. O uzaklara gitmeden yaşamış insan, bence yaşamış sayılmamalıdır...
Kaçamıyordu insan hayattan. Hiçbir biçimde kaçamıyordu.Mekanlar, eşyalar, şehirler,sokaklar değişiyor ve insan kendinden,hayattan kaçamıyordu.Ya da ben yapamıyordum.
Güçlü olmak,kas geliştirip şişirmek anlamına gelmez.İnsanin,kaçmadan kendi tanrısallığıyla buluşması ,kendi kafasına göre vahşi doğayla iç içe bir hayat yaşaması anlamına gelir .Ögrenebilmek ,bildiklerimize katlanabilmek anlamına gelir.Dayanmak ve yaşamak anlamına gelir.