Mustafa Erdinç

Mustafa Erdinç
@mmustfaa
1 milyon kilometrekarelik Osmanlı Afrika'sında 3000-4000 arasında Türk askeri vardı. italya bu toprakların istilası için evvela her türlü silahlarla donatılmış 22.000 sonra 40.000 ve nihayet 80.000 asker seferber etti. Ve garip bir şey oldu: Bu 80.000 kişi o bir avuç Türk askeri ile onların toplayabildikleri yerli gönüllüleri yenemediler.
Sayfa 109 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Osmanlı Trablus'u
osmanlı topraklarının kıyı bölgeleri eski Roma'nın mamur ve değerli topraklarıydı. Bizans ve daha sonra Araplar zamanında bu bölge şöyle böyle varlığını sürdürdü. biz Trablus'u 1551'de aldık. kanuni Sultan Süleyman tahtındaydı. Bu bölgeyi Turgut Reis kendi gemileriyle zapt ettikten sonra Osmanlı mülküne kattı.
Sayfa 107 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Cezayirde Türk vardı egeden hanlıklara gidenler ve kuloğulları
Trablus topraklarında yaşayanlar Türk değildiler. oradaki Türkler, vilayetin nazari olarak bir tugay kuvvetinde sayılan fakat hiçbir zaman bu kuvvete de çıkamayan askerî birlik mensupları ile bazı memur ve sürgünlerden ibaretti. Hatta Trablus'a gönderilen kumandan ve valiler bile sürgünlerden seçilirdi.
Sayfa 107 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
ÇÖLLER VE ZİNDANLAR ÜLKESİ
Şimdi Libya ismindeki krallık olan Trablusgarp-Bingazi topraklarına biz Türkler daha ziyade "Garp Trablusu" derdik. Garp Trablusu, orta Afrika'daki Sahra-ı Kebir1 ile Akdeniz arasında uçsuz bucaksız fakat çoğu ıssız topraklardı. Doğudan Mısır-Sudan'la batıdan Tunus'la sınırlandırılmıştı. Bu topraklar veya çöllerde 1 milyon kilometrekarede 1 milyon nüfus yaşadığını mekteplerimizde okumuştuk. Ama trablusgarp hakkındaki bilgilerimiz de bundan ibaretti. Bir de Trablus ve Fizan zindanları ile oralara sürülen inkılâpçılar hakkındaki korkunç hikayelerdi.
Sayfa 106 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Hürriyetten sonra Avusturya-Macaristan da Bosna Hersek'i resmen ilhak etti. Buna benzer bir durumda olan Girit Adası da gitti. Hiç birini müdafaa edemezdik. Çünkü tarihimizin yüz karası bir devri olan istibdat idaresinden yüz karası bir sima olan II.Abdülhamit'ten ancak bir enkaz devralmıştık. Adına donanma denen bir takım döküntü gemiler Haliç'te zincirbentti bir yatalaktık haline gelmişti. Birtakım hırpani kıyafetli insanlar bu gemilerin güvertelerinde tavuk besliyorlar, yem yetiştiriyorlardı. kara ordusu aylarca maaş alamazdı. Yemen'de, Kürdistan'da, Suriye'de, isyanlar daimi idi. Eşkıyalar ise memleketin her tarafında daha güçlüydüler.
Sayfa 106 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Reklam