Mustafa Erdinç

Mustafa Erdinç
@mmustfaa
Öyle ya, ne yapacaksak biz yapacaktık. Memleketin işine ve gidişine düzen verecektik. İstanbul'dan ve Padişah'tan kimsenin artık bir şey beklediği yoktu. memleketin vaziyeti ise gittikçe karışıyordu. Rum, Bulgar, Sırp, Ulah çeteleri her gün biraz daha saldırgan oluyorlardı.
Sayfa 68 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Enver...........
Evet, Enver... Yeğenim Enver! Ondan daha yakınım, daha güvenebileceğim başka kim olabilirdi ki? Gerçi yeğenim Enver'le aramızda mizaç farkları vardı. Enver biraz kendi içine kapalı , her türlü zevk ve eğlenceden çekingen, gazinolarda filan görünmeyen, mektep hayatında bütün sınıf birincileri gibi kendini yalnız dersine veren mahcup bir gençti. Ama vatan aşkı, millet sevgisi üstündü. Ve bunlar için atılmayacağı tehlike yoktu.
Sayfa 66 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Rumeli ordusunun en genç, en ümit verici subaylarını, kurmaylarını saflarımıza toplamalıydık. Öyle ki, ordu bizim olmalıydı. Orduyu elimize alınca da artık korkacak bir şey kalmazdı. Çünkü Osmanlı Devleti'nde ve hele Rumeli'de ordu demek her şey demekti. Rumeli'de tek zinde kuvvet orduydu.
Sayfa 66 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Madem ki İttihatçıların kitabını okuyoruz. O zaman bir İttihatçı Türküsü paylaşalım..❤️ youtube.com/watch?v=03znfqc...
İlkdefa bir kitabı okurken duygulanıp ağladım Bu alıntıya ağladım
Masanın üzerine bir tabanca, bir hançer ve açılmış bir Kur'ân konulmuştu. Ortadaki uzunca boylu olan tatlı bir sesle konuştu: "32 senedir milletin bünyesini hain bir kurt gibi kemiren istibdat idaresine karşı, mazlum milletin intikamını almaya hazır mısın? Cevap verdim: "Evet!" "Verdiğiniz sözü önünüzde gördüğünüz Kur'an-ı Kerim, tabanca ve hançerle teyit ve bunların üzerine el basarak yemin eder misiniz? "İşte Kur'an-ı Kerim üzerine el basarak yemin ediyorum. Eğer sizlere ihanet edecek olursam, tabanca ve hançere layık olayım... Meşrutiyet elde edilinceye kadar Abdülhamit idaresine karşı gücüm yettiği kadar mücadele edeceğim. Cemiyet'in bu idareyi yıkıncaya kadar vereceği kararlara fedakârca itaat edeceğim. Şayet bu mukaddes maksadın elde edilmesinden evvel tevkif olursam, Cemiyet'in sırları hakkında etlerim, kemiklerim ayrılıncaya kadar işkenceye maruz kalsam da hiçbir şey ifşa etmeyeceğim. Dinim, namusum, şerefim üzerine yemin ediyorum! Yeminimi bozarsam kanımı, canımı şimdiden helal ediyorum..." Ortadaki zat beni tebrik etti. Bazı güzel sözler söyledi. Yüzlerini görmeden vedalaştık. Ama bu sesi hiç unutmadım. Ve uzunca bir zaman sonra bu sesin sahibi ile galiba karşılaştım da. bu zat sonradan sadrazam olan Talat Paşaydı. işte o geceden sonra artık ben de bir ihtilâlciydim...
Sayfa 65 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu