Bu suretle her zaman olduğu gibi, camii ve imam uyur ve cemaatini de uyuturken, kilise ve papazlar aralarında ne kadar kavgalı olurlarsa olsunlar Türklere ve hükümete karşı mücadelede daima birlik ve beraberlik içinde kaldılar.
Bu çarpışan son güç din idi. Yani kiliseler de birbirleriyle çarpışıyorlardı. Bulgar kiliseleri Rum kiliseleriyle, Rum kiliseleri Sırp kiliseleriyle ve bütün kiliseler birbirleriyle cidal halindeydiler.
Osmanlı Devleti'nin ordu mensupları, genç ve kurtarıcı subaylar olarak biz, bu kavgaların hem içinde, hem ortasındaydık. Her gün kan döküyor ama her günde kurbanlar veriyorduk. Bu çete savaşları genç ve enerjisini sarf edecek yer arayan subaylar için hem bir er meydanı hem bir spor alanı gibiydi.