en sevdiğin ne varsa hepsini bırakacaksın;
bunun, gurbet yayının attığı
ilk ok olduğunu anlayacaksın.
başkasının ekmeğinin ne denli tuzlu,
başkasının merdiveninden çıkmanın
ne denli zor olduğunu göreceksin.
omuzlarına en büyük yükü de
bu vadiye düşerken sana eşlik edecek
budala sürüsü bindirecek;
değer bilmez, inançsız bu kötü kişiler
sana kötülük edecekler; ama çok geçmeyecek.
senin değil, onların yüzü kıpkırmızı kesecek.
onların yaptıkları aptallıklarını gösterecek;
kendi başına davranışın
sana güzellikler verecek'
Dante Alighieri
kimsenin gözlerine uzun süre bakamazdı.
yıllarca katlanmış yalanlarına.
yanından da ayrılamamış:
yalanını yüzüne vurmak gibi bir davranış olur diye korkmuş.
ızdırap çekmeyi daha kolay bulmuş.
kavramak zor: söyleyememek.
"söyleyemediklerini içinde götürdü."
hayatında ilk defa başka bir insan olma özlemini duydu.
değişebilmek.
kendinin bile tanıyamayacağı yeni bir varlık olmak.
bütün canlıların olanca güçleriyle karşı koydukları bir değişim, bir başkalaşım. korkutucu ve aynı zamanda çekici
bir eğilim.
"değişmek, kendine yabancılaşmak demekti."
gayet iyi biliyorum!
insanoğlu uygarlık yolundaki kanlı ilerleyişine başlamadan önce, ilkelliğin karanlığına giderek daha çok batmaya mahkûmdur.
sayımız artınca ve herkese yer olmadığını hissettiğimizde birbirimizi öldürmeye başlayacağız'