Hep iş, hep çalışma, hep açlık, hep yoksulluk, hep gelecek korkusu içinde yaşayacaklar. Bu korkular onları kör, sağır, sersem, beyinlerini işlemez yapacak. İnsanfiller, insankarıncalara hep bunları yapar.
Gurur duyacaǧınız bir şey yoksa da, utanç duyacaǧınız birşey olmasın en azından hayatınızda. Yoksa bu şey, taşıyamayacağınız kadar ağır gelir ve onun altında ezilirsiniz.
Ne mutlu ki, hasan Hüseyin Korkmazgil ile Ahmed Arif ile aynı zaman diliminde yaşadım, düşünsenize bir sonraki yüzyıl da olsaydım acı çekmenin özgürlük olabileceğini bilmiyecektim.. yada prangalar in hasretten eskiyecegini sigaranın karanfil koktuğunu farkedemiyefektim.. vs vs vs
Önce bir alıntıyla giricem,
Babam da çok seviyordu "Oğlum mühendis," demeyi. Gerçi "İnşallah ne mühendisi diye sormazlar," diye de geçiriyordu içinden. Dışarıda havasını atıp evde bana "çayır çimen mühendisi" demekten geri durmuyordu.
Tam olarak şöyle diyordu aslında "De here kure kere, hûn dibejin qey inşaat yuksek mihendisî ye, endezyare merge," (De git eşşeoğlu, sanırsın yüksek inşaat mühendisidir, çayır çimen mühendisi).
Meslek aşkımın doğarken ölmesinde babamın katkısı büyüktür.
Öykü deyince insanın aklına yaşamın büyük ustalarından olan yaşar kemal zirveye oturur, taktir edersinizki fakat Selahaddin Demirtaş in bu genç yaşında olmasına rağmen gerek dünya bakışı gerek siyasi birikimleri onu okadar biriktirmiş ki tereddüt süs söylüyorum iyi bir öykü çıkarmış.