Ama o subay, hiçbir şey söylemeden beni omuzlarımdan tutup kenara itti. Ve sonra, hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp gitti. Dayak atmasını bağışlayabilirdim, ama beni adam yerine koymayıp itelemesi onuruna dokundu.
İkimiz arasında geleneklere uygun, edebi, gerçek bir kavga çıkması için neler vermezdim!
Rüşvet almadığım için kaba davranmayı kendime hak sayıyor, avunuyordum. (Kötü bir espiri yaptım ama üzerini karalamayacağım. Yazarken güzel olacak sanmıştım. Şimdi öyle olmadığını, sözlerimin çirkin bir böbürlenmeden öteye gitmediğini çok iyi biliyorum. Öyle olduğunu bildiğim halde, üzerini karalamayacağım işte!)