Artık ürün yetiştiği ve hasat edildiği zaman hiç kimse sıcak bir toprak parçasını eline alıp onu parmaklarından aşağı atamayacak. Kimse ne tohuma elini sürecek, ne de büyüsün diye hırsla başında bekleyecek. İnsanlar yetiştirmedikleri şeyleri yiyecekler. Ekmekle aralarında bir ilişki kalmayacak. Toprak demirin altında eziliyor ve demirin altında yavaş yavaş ölüyor. Çünkü toprak artık ne seviliyor ne de lanetleniyor;artık ona ne dua eden ne de küfreden var
“En başından beri biliyordum. Ta en başından beri biliyordum bu hayalin gerçek olmayacağını. O kadar çok anlattırdı ki, ben de belki bir gün gerçekleştiririz hayalimizi diye umut etmeye başladım.”
Kitaplar işe yaramıyor. İnsanın yanında olacak birine ihtiyacı var.” İnlemeyi andıran bir sesle devam etti: “İnsan yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında olsun.” Ağlamaya başladı. “Sana bir şey diyeyim mi?insan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır, yalnızlıktan hastalanır.”
“Ve ihtiyacımız olan her şey kendi toprağımızda olacak,” diye bağırdı Lennie. “Tavşanlarımız da olacak. Anlatmaya devam et George! Bahçemizde neler olacağını söylesene. Kafeslerdeki tavşanları, kışın yağan yağmuru ve içimizi ısıtan sobayı, sütün üzerindeki kaymağın kalınlığını, hani o kadar kalın ki bıçakla zor kesiyoruz onu, bunları anlatsana George.”
“Peki,” dedi George. “Büyük bir sebze bahçemiz, bir kümes dolusu tavşanımız ve bir de tavuklarımız olacak tabii. Kışın yağmur yağdığında boş ver işi gücü deyip sobanın içini iyice doldurup kibriti çakacağız, sonra da sobanın yanına oturup sıcacık evimizde çatıya damlayan yağmuru dinleyeceğiz.