RODOS HEYKELİ
"Antik Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Kolos, 32-40 metre (105-130 fit) yüksekliğinde, güneş tanrısı Helios'un devasa bir heykeliydi. MÖ 305 yılında, Makedonyalı kuşatmacı Demetrius'a karşı Rodosluların zaferini kutlamak için inşa edilen heykel, Lindoslu Chares tarafından yapılmıştır. Savaş silahlarından elde edilen bronz kullanılarak 12 yılda inşa edilmiş ve 9 ton (10 imparatorluk tonu) gümüşe mal olmuştur. Geleneksel olarak Mandráki limanının üzerinde resmedilen heykel, muhtemelen Eski Şehir'deki Büyük Üstatlar Sarayı'nın bulunduğu Apollo Tapınağı'nın yerinde duruyordu. MÖ 227'deki bir depremde devrilmiştir." The Greek Islands s.190
Ziyafetteki müzisyenler. III. Thutmosis (MÖ 1490-1439) ve II. Amenophis (MÖ 1439-1413) dönemlerinde vezir olan Nakht Türbesi (TT52). Şeyh Abd el-Kurna. Teb(Waset). 18. Hanedanlık, Yeni Krallık, Mısır. "Waset(teb), Nil Nehrinin kıyılarına kurulmuş ve Akdeniz'in yaklaşık olarak 800 km güneyinde yer alan Antik Mısır'ın önemli şehirlerinden biridir. Yukarı Mısır'ın dördüncü nomunun ana şehridir ve Orta Krallık ve Yeni Krallık dönemlerinde uzun süre Mısır'a başkentlik yapmıştır. Nübye ve Doğu Çölüne yakın lokasyonda bulunan şehir aynı zamanda bir ticaret rotalarının üzerindeydi. Aynı zamanda dini bir merkez olan şehir, Antik Mısır'da en saygı duyulan şehirlerindendi. Şehir, Nil Nehrinin yakasına yayılmıştır. günümüzde Nil'in doğu tarafında Luxor kenti ve Karnak ve Luksor Tapınaklarının harabeleri, batı tarafında ise Teb Nekropolü bulunmaktadır. 1979 senesinde UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir.
Reklam
Gašru: Mezopotamya ve Ugarit’in Güç Tanrısı Gašru, eski Yakın Doğu panteonlarının gölgede kalmış ama ilginç bir figürüdür. Ugarit'te Gataru adıyla anılırdı; "güçlü, kuvvetli" anlamına gelen bu sözcük, hem bir tanrı adı hem de genel bir sıfat olarak kullanılırdı. Bu yönüyle Gašru, ruhsal güç, belki yeraltının karanlığıyla, belki ölüm sonrası alemle; kimi kaynaklara göre savaş ya da bitki dünyasıyla ilişkilendirilmiş olabilir. Zamanla, Mezopotamya'daki bazı tanrılar — Lugalirra ya da Erra gibi - Gašru'ya benzer niteliklerle algılanmış; bu da Gašru'nun doğrudan bir tanrı olarak değil ama karakter olarak anlam kazandığını gösteriyor. Neo-Babylon döneminde, Opis şehrinde Gašru adına tapınaklar olduğuna dair yazılı izler bulunur; bu da onun kültünün bir dönem varlığını sürdürdüğünü düşündürür. Öte yandan, Gašru'nun adı yalnızca bağımsız bir tanrı olarak değil, pek çok tanrının epiteti (sıfatı) olarak da geçer. Örneğin, yağmur ve fırtına tanrısı Adad, çoban tanrısı Dumuzi ya da aşk ve savaş tanrıçası İştar — kimi metinlerde "gašru / güçlü" sıfatıyla nitelenir. Bu, "Gašru" nun sabit bir kimlik değil, bir nitelik, bir güç sembolü olarak görüldüğünü işaret eder. Antik dünyanın tozlu arşivlerinde dolaşırken, bazı tanrı ve tanrıçaların görkemli tapınakları ve destanlarıyla karşılaşırız. Ancak bu büyük isimlerin gölgesinde, daha az bilinen ama işlevleri itibarıyla merkezi öneme sahip figürler de bulunur. İşte Gašru, tam da böyle bir figürdür: Adı bizzat "Güç" anlamına gelen, Ugarit'in sisli kıyılarından kadim Mezopotamya'nın bereketli ovalarına kadar uzanan kültürel bir köprü. Gašru (veya Ugaritçe’deki eşdeğeri Gataru), sadece bir tanrının adı değil, aynı zamanda mutlak ilahi kudretin ve yıkıcı gücün somutlaşmış haliydi. Gašru'nun hikayesi, kültürel alışverişin ve inanç
Osiris, Güneş Tanrısı Ra'nın Diski'ni tutan Djed Sütunu olarak, Isis ve Neftys ile çevrili Hayatı temsil eden bir ankh sembolü tarafından destekleniyor. Babunlar Ra'yı övüyor (Büyü 15 ve 16): • Büyü 15a2.3: "Ona hayran olun babunlar, "maşallah size" deyin • Büyü 15a4.2: Çığlık atan babunlar sana tapıyor; Horizon Sakinleri'niç koltuklarında oturanlar seni neşelendiriyor... Mısır Ölüler Kitabı, Ani Papirüsü. Yeni Krallık, 19. Hanedan, ca. MÖ 1250. Şimdi British Museum'da.
Destanların ortaya çıktığı dönemde (MÖ 1200 - MÖ 800 arası), antik Yunan dünyasında bugünkü anlamda bir yazı kültürü yoktu. İlyada ve Odysseia, kağıda kalemle yazılan kitaplar değildi. Bu eserler aslında melodik şiirlerdi (şarkılardı).Ozanlar, kralların saraylarında ya da köy meydanlarında lavtaya benzeyen bir çalgı çalarak bu binlerce satırlık hikayeleri ezbere okurlardı. İlyada Odysseia
Edebiyat
SES ÇIKARAN GÜMÜŞ KASE MÖ 6. yüzyılın sonları (Geç Lidya – Erken Pers egemenliği dönemi).İkiztepe Tümülüsü, Uşak yakınları,Uşak Arkeoloji Müzesi.Gümüş. “Ses Çıkaran Kâse “Yarım küre şeklinde dövülmüş bir kâse. Gövde çevresine yerleştirilmiş yaklaşık 18 adet sakallı erkek başı kabartması bulunur. Sakallar ve saçlar stilize edilmiştir. Bu eser sıradan bir kap değildir. Kabartmalı başların içinde küçük boşluklar bulunur ve bu boşluklara küçük bronz veya metal tanecikler yerleştirilmiştir. Kâse eğildiğinde veya sallandığında: hafif bir hışırtı,çıngırak benzeri bir tını, ya da yumuşak bir çınlama sesi oluşturur. Ustanın buradaki dehası, çift katmanlı veya gizli bölmeli karmaşık bir döküm yerine, repousse (çekiçleme/çökertme) tekniğini son derece kontrollü kullanmasında yatar. Gövde dışına doğru dövülerek kabartılan sakallı erkek başlarının arkasında oluşan boşluklar (negatif alanlar), kâsenin iç kısmından gümüş levhalarla kapatılarak küçük odacıklara dönüştürülmüştür. İçine hapsedilen metal bilyelerin çıkardığı ses, sıradan bir çıngıraktan ziyade, ritüel esnasında kutsal sıvının dökülmesine eşlik eden kontrollü bir tını üretmek üzere tasarlanmıştır. Bu nedenle bazı araştırmacılar onu bir tür “rattle bowl” (çıngıraklı kâse) veya ritüel amaçlı ses çıkaran kap olarak değerlendirmektedir. Böyle bir özellik, Antik Anadolu metal işçiliğinin teknik açıdan ne kadar gelişmiş olduğunu göstermektedir. Kabartmalardaki erkek yüzleri: bıyıklı ve uzun sakallıdır, saçlar perçemler halinde işlenmiştir, Yakın Doğu ve Akhamenid (Pers) sanatının etkilerini taşır, Lidya geleneği ile Pers üslubunun birleşimini yansıtır. Bu kâse, Lidyalı ustaların metal işçiliğinde ulaştıkları yüksek seviyeyi gösteren en dikkat çekici eserlerden biri kabul edilir. Ayrıca ses çıkarma özelliği nedeniyle
Reklam
Reklam