Puan vermedi·296 syf.·
2026 25. kitabı
Miranda Fricker, 2007’de Oxford’dan çıkmış bu kitabıyla çoğunluğun farkına bile varmadığı bir adaletsizlik biçimini sahaya sürüyor: bilginin adaletsizliği. Türkçeye 2023’te kazandırılmış, geç de olsa zamanında bir tercüme. Kitabın iddiası iki sütun üzerinde duruyor. Birincisi “tanıklığa dayalı adaletsizlik”: konuşan kişinin sözüne ön yargı yüzünden hak ettiğinden daha az inanılması. Siyahi bir sanığın mahkemede beyaz tanığa karşı baştan yenik düşmesi, bir kadının “duygusal” sayılıp ciddiye alınmaması, taşralı işçinin akademisyenin yanında susturulması; hepsi aynı denklemin parçası. İkincisi ise “hermeneutik adaletsizlik”: insanın yaşadığı deneyimi anlatabilecek kavramın henüz icat edilmemiş olması. “Cinsel taciz” terimi bulunmadan önce binlerce kadının yaşadığı şeyi adlandıramaması, mobbing kavramı yokken iş yerinde çürütülen insanların bunu kişisel başarısızlık sanması — Fricker tam buraya parmak basıyor: anlatamadığın acı, var olmamış sayılır. Buradaki kritik tespit şu: bilgi masum bir şey değildir, iktidarla yoğrulmuştur. Güçlünün gözüyle bakılan dünya, güçlünün anlattığı dünyadır; geri kalan herkes ya tercüman bulmak ya susmak zorundadır. Fricker’ın deyişiyle güçsüzlük, “bu böyledir” dediğinizde öyle anlaşılmamasıdır. Cümle kısa, vuruşu ağır. Kitabın güçlü yanı teşhis; zayıf yanı reçete. Çözüm olarak önerdiği “erdemli dinleyici” ve “tanıklığa dayalı adalet erdemi”; bireyin kendi ön yargısını terbiye etmesi üzerine kurulu. Bu, ahlaki açıdan asil ama yapısal açıdan naif. Sorun bireyin terbiyesizliği değil, sistemin kimi sesleri sistematik biçimde duymamaya programlı olmasıdır; orayı dağıtmadan tek tek “iyi insan” yetiştirmek, sızıntıyı havluyla kurutmaya benzer. Fricker liberal-feminist erdem etiğinin sınırını burada gösteriyor. Ayrıca örneklerin Anglosakson
Epistemik AdaletsizlikMiranda Fricker · Fol Kitap · 20237 okunma
Köprü Kralı
10/10
·576 syf.··
2026 32. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 23:55
Köprü Kralı merve Merve Akyüz Selam kitap dostlarım! Size, kalemini çok sevdiğim ve Yedinci Oğul'u okuduktan sonra kalbimde yeri bambaşka olan sevgili Merve Akyüz’ün Köprü Kralı kitabı ile geldim. Kitabın baskısı ve yan boyaması muhteşemdi, resmen aşık oldum; karakter resimleri de okurken bana çok ilham verdi. Canım yazarım, eline emeğine sağlık; ama bu kitap bana hiç yetmedi, keşke hiç bitmeseydi... Köprü Kralı’nı bitirdiğimden beri Pars Tuna’nın o karanlık ama bir o kadar da korumacı dünyasından çıkamıyorum. Tek kelimeyle muhteşemdi, enfesti; bayıldım! Hele bazı bölümleri yüreğim ağzımda, nefes nefese okudum. Pars'ı Yedinci Oğul'da az çok tanıdığımı sanmıştım ama durum hiç de öyle değilmiş. Bazı kitaplar sadece okunur, bazıları ise insanın iliğine kadar işler ya; bu hikaye benim için tam olarak öyleydi. Pars, dışarıdan bakıldığında Asya ve Avrupa kartellerinin tepesinde, herkesin önünde diz çöktüğü, sarsılmaz bir "Kral" gibi görünüyor. O sert kabuğunun ve karanlık odalarda aldığı kararların ardındaki devasa gücün altında aslında ne kadar derin bir sadakat ve sevgi yattığını görmek, onu kalbimde bambaşka bir yere koymamı sağladı. Evet, bazı yerlerde ona kızdım ama elbette haklı sebepleri vardı; yine de ne yapabilirim, ben Miraycıyım! Özellikle kalesindeki tek varlığı olan babaannesine duyduğu o saf hürmet ve onun için ördüğü koruma kalkanı, bazen kendi mutluluğuna gölge düşürse de çektiği bütün acıya razıydı. Offf, sana da kıyamıyorum canım Pars! Ve Miray Kuzu... İşinde başarılı bir hemşireyken sevdiği adama iki yılını vermiş; ancak onun ihaneti ve iş yerinde yaşadığı mobbing, onu hiç bilmediği bir dünyanın kapılarını açan bir yola sürükler. Ve Köprü Kralı ile karşılaşması... Miray ile Pars’ın bir otoban kazasıyla başlayan ve babaannesinin hemşiresi olmasıyla devam
1000Kitap
Köprü KralıMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 202660 okunma
Reklam
10/10
·365 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Türk edebiyatının en değerli bilinçaltı okuması yapan eseridir. Eylül ismi ile müstesna bir eserdir. 12 Eylül zorba zulmü sonrası Türk ulusunun bilinçaltını önceden ön görüp okuyacak kadar yüksek bilinç bir birikim düzeyinin sözlerini üretmiştir. Bugünlerde yeniden okunması gereken bir kitap olarak şiddetli bir şekilde öneriyorum.. Edebiyat her çağda vaka sonrası kuram ile söz üretebilen psikoloji biliminin bir kaç adım ilerisinde bir yaratıcı ve yaşamsal sonuçtur. Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabının yazdıkları ve yaşattıkları sonrası yazılacak olanlar insanın bilinçaltı okuma adına yönünü ve yöntemlerini değiştirecek bir birikim olarak 12 Eylül 1980 - 12 Eylül 2012 tarihleri arasında ki azimli çabanın sonucu bir yaratım olarak anılacaktır. Edebiyat her zaman çok daha cesur olmakla birlikte psikoloji bilimi çekingen ve piyasadan aldığı titri koruma içgüdüsü ile hareket eden bir çekingen yaklaşımı tercih eder. Batılı bilinçaltı okuma adına bilim üretenler soykırım nasıl üretilir? Asimetrik psikolojik savaş nasıl yapılır? Bunları öğreten çabalar olduğu için çağdışı kalmıştır. Sevgiyi açığa çıkartan bilinçaltı okuması yeryüzünde ilk örnektir. Önder Karaçay
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.
9/10
·72 syf.··
2026 60. kitabı
Bir memur düşün; hayatı boyunca küçümsenmiş, alay edilmiş, kimse tarafından önemsenmemiş. Ne ailesi var, ne dostu. Fakirlik içinde sürünmüş, tek bir hayali olmuş: kendine bir palto yaptırmak. O paltoyu da çaldırıyor. Ardından üzüntüden ölüp gidiyor. Vay anam vay!.. Gogol’un dehası burada: sıradan bir memurun hikâyesini öyle bir anlatıyor ki, aslında bütün toplumun çürümüşlüğünü gözler önüne seriyor. İnsanların birbirine yaptığı mobbing, küçümseme, taciz… Tanıdık geldi mi size? Bunların hepsi Akakiy’in hayatında birikir ve sonunda onu yok eder. Palto ise onun tek umudu, tek kimliği, tek “varlık” göstergesi. Çalındığında, aslında onun varlığı da elinden alınmış oluyor. Bu yüzden Dostoyevski’nin ünlü sözü vardır: “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.” Çünkü bu hikâye, sıradan insanın trajedisini ve toplumun acımasızlığını öyle yalın bir şekilde ortaya koyar ki, bütün Rus edebiyatının temel taşlarından biri olur. Eğer Palto'yu okuduysanız ve etkilendiyseniz, Dürüst Hırsız ile Katip Bartleby'yi de okumanızı şiddetle tavsiye ederim: 1. Palto – Nikolay Gogol 2. Dürüst Hırsız – Fyodor Dostoyevski 3. Katip Bartleby – Herman Melville Bu üç eser birlikte, modern edebiyatın en temel sorularından birini sorar: Sistem karşısında ezilen, yalnızlaşan ve yok olan "küçük insan"ın çaresizliği nasıl anlatılır? Bu üç kitap arasında güçlü bir duygusal korelasyon vardır. Özellikle iş hayatına yeni başlayan gençlerin, kişisel gelişim kitapları okumak yerine oturup bu tür içerikleri okumalarını, duygusal zekâlarını geliştirmelerini öneririm. İyi okumalar dilerim.
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol · Bordo Siyah Yayınları · 201846,2bin okunma
Puan vermedi
Romanın merkezinde İlgin adında, dışarıdan güçlü görünen ama iç dünyasında büyük fırtınalar kopan bir kadın var. Kitap, modern dünyanın her zaman verimli ve güçlü ol baskısı altında ezilen insanın, aslında en büyük savaşı kendi zihnindeki fısıltılarla verdiğini anlatıyor. İlgin; boşanmış, beyaz yakalı iş hayatında mobbinge maruz kalmış ve çevresindeki koşullu sevgi duvarları arasında sıkışmış bir karakter. Fiziksel ve ruhsal sınırlarının ihlal edildiği bir noktada, sessizliğe sığınmak yerine kendi sesini yeniden bulmaya çalışıyor. Bir kadının neden sustuğu; bunun bir pes ediş değil, bir yorgunluk eşiği olduğu vurgulanıyor. Tarık karakteri üzerinden, sevginin birini tamir etmek değil, o onarılırken yanında yargısızca durabilmek olduğu işleniyor. Kitabı okumak, insanın kendi kalbine ayna tutması gibi bir şey... Hani bazen Ben iyiyim dersin ama sırtında koca bir dünya taşıyormuşsun gibi hissedersin ya, işte Vehim tam o noktadan yakalıyor seni. Kitapta geçen Bir kadın neden susar?sorgulaması içimi acıttı. Anlatmaktan yorulup içine dönen, kelimeleri boğazında düğümlenen o kadını o kadar iyi tanıyoruz ki... Hepimiz bir dönem o sessizliğe sığınmadık mı? Geçmişi unutmaya çalışmak yerine, o kalıntılarla barışmayı öğütlemesi çok gerçekçi. Yani Hadi unutalım, her şey harika olacak diyen sahte kişisel gelişim kitapları gibi değil; Kırıklarınla da güzelsin ve bu şekilde de yola devam edebilirsin diyor. Eğer sen de bazen kendi sesini gürültünün içinde kaybediyorsan, hayır demenin bir kopuş değil hayatta kalma biçimi olduğunu hatırlamaya ihtiyacın varsa, bu kitap sana çok iyi gelecek bir dert ortağı gibi. Gerçekten kalbe dokunan, yalnız değilmişim dedirten bir yolculuk. Okumayı düşünüyorsan, yanına bir fincan kahve ve bolca mendil almanı öneririm; çünkü bazı satırlar doğrudan
1000Kitap
VehimPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 20268 okunma
Başyapıt
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 00:00
Son zamanlarda okuduğum en güzel öykülerden biridir, yer yer insanın içini ısıtan cümleler ve özlü sözler ile yer yer de gözyaşlarınızı tutamayacağınız kısımlar bulunan bu güzel kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Kamakura'da raydan çıkan bir trende 127 kişiden 68 kişi hayatını kaybediyor. Bunun üzerine trende bulunan ve hayatını kaybeden insanlar ile onların yakınlarının hayat hikayelerini o kadar güzel birleştirerek anlatmış ki yazar, bayıldım anlatımına da, okurken Trenin içinde bir yolcu ya da trende yakınını kaybeden bir başkası gibisiniz sürükleyici anlatımından ötürü... İlk öyküde yeni nişanlanmış bir çiftin gelecek hayalleri kurarken bir anda bu kaza sonrası ortaya evlenme hayalleri kuran bir genç kızın hayallerinin suya düşmesi ve nişanlısının kazada hayatını kaybetmesini anlatıyor, genç kız haklı olarak sorumluların bulunması ve ceza almasını istiyor. 2. Öyküde kendi ayakları üzerinde durmak için ünlü bir şirkette çalışmaya başlayan fakat iş vereni tarafından sürekli mobbing yaşayan genç bir adamın başarısızlıklarla dolu bir iş hikayesi ve ailesine karşı bu durumu saklamaya çalışmasına rağmen, tren kazasında işçi babasını yitirmesi sonrası, babasının hep kendisinden utandığını sanması üzerine aslında babasının kendisi ile gurur duyduğunu anlayan genç adam ile babasının trajik ve acıklı hayatını anlatıyor, özellikle bu öyküye bayıldım, gözlerim dolarak okudum satırları... 3. Öyküde yüzünde leke olan ve arkadaşları tarafından küçük yaştan itibaren zorbalıklar yaşayan ergenliğe yeni adım atmış bir gencin zorbalıklar ve ailesinin parçalanmış hikayesi üzerine intihar etmeye çalışması fakat intihar etmeden önce yağmurlu bir günde okul arkadaşının ablasına hayranlık duyması ve ona her geçen gün aşık olmasını, hatta tren kazasından saniyeler
1000Kitap
Dünyanın Son Tren İstasyonuTakeshi Murase · Olimpos Yayınları · 202630 okunma
Reklam
Reklam