İçinde bulunduğumuz dünya bir imtihan sahnesiyken ve bizler belirli sınırlar içinde hareket etmemiz gerekirken, modern dünya tam tersi bir yönü işaret ederek insanları yanlışa ve günaha sevk etmektedir. Televizyon, çeşitli sosyal medya ve küresel moda endüstrisi gibi unsurlar, insanların sokaktaki varoluş biçimlerini ve ne giyeceklerini doğrudan dikte ediyor. Bu mekanizmalar, ne pahasına olursa olsun "aktif olma" ve "görünür olma" arzusuna yön vermektir, çünkü kapitalist sistemin cebi buralardan da payını çokça alma üzerine kuruludur.
Yardım eden insanları unutma. Hayatta birçok şey değişir. İnsanlar gelir, insanlar gider. Ama zor zamanında yanında duranları, sana inananları ve sana iyi davrananları hatırla. Karakter sadece nasıl davrandığınla değil, sana iyi davranan insanlara nasıl karşılık verdiğinle de ölçülür. Sadakat, saygı ve vefa eski moda değerler değil; güçlü ilişkilerin temelidir. Bazen hayatın en önemli kuralları, en basit olanlardır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Neden
İnsanlar neden klasikleri yada önemli türk yazarlarının - Sabahattin Ali, Zülfü Livaneli,Orhan Veli Dostoyevski , Tolstoy ,Balzac vb- kitaplarını sırf herkes okuyor diye alıp iki sayfa karıştırıp daha sonra bi kenara atıyor sonra konusu açıldığında kendileri sanki 3 kere bitirmiş gibi ya şu kitap çok kötü konusu alakasız gibi ithamlarda bulunuyor yani hangi edebiyat bilgi birikimi ve hangi cüretle eleştirebiliyor inanınki o yazarlar bile eserlerinin yıllar sonra bu kadar beğenileceğini ve bu kadar edebiyata.yön veren başyapıtlar olacağını bilmiyorlardı. Enazından günümüz sanat anlayışları gibi estetiği sadece çıplaklığa dayandırmıyorlar ortaya karakter koyuyorlar
Cahiliye Cahiliye, Kur’an-ı Kerim inip İslamiyet yayılmadan önceki Arapların tutum ve davranışları için kullanılan bir kavramdır. Cahiliye – adı üzerinde – cahillik, kabalık, görgüsüzlük demektir. Bu kavram İslam’a uymayan her türlü inanç, söz ve davranışı ifade eder. Cahilliğin moda olduğu, cehaletin ortalığı kasıp kavurduğu, İslam’dan önceki döneme Cahiliye Devri denir. Bu devirde insanlar o kadar cahillerdi, o kadar cahillerdi ki kendi elleriyle taştan, tahtadan putlar yapıp onlara taparlardı.
Din
Modern mimaride gri, "boşluğu" temsil eder. Beyaz çok parlak ve bazen soğuk (hastane gibi) gelirken, bej veya kahve tonları "eski moda" olarak kodlandı. Gri ise, mekanın içindeki eşyayı, sanat eserini veya insanın kendi kimliğini öne çıkaran mükemmel bir fondur. İnsanlar evlerini artık "bittiğinde olduğu gibi kalan" bir yer olarak değil, her gün yeniden "kürate edilebilir" bir alan olarak görüyor. Gri duvarlar, üzerindeki objelerin rengini (kırmızının canlılığını, ahşabın sıcaklığını) daha fazla vurguluyor. Gri, bir nevi sahne ışığı görevi görüyor. Villalardan rezidanslara kadar betonun, metalin ve taşın kendi doğal rengi olan grinin öne çıkması, "doğallığa dönüş" arayışıyla ilgili. Modern insan, plastik ve yapay kaplamalardan yoruldu. Gri; betonun ham haliyle (brütalist mimari etkileri), doğanın taş dokusuyla veya çeliğin soğuk gücüyle birleştiğinde "gerçek" bir his veriyor. "Bu bina, olduğu gibi, boyasız ve yalın" mesajı, psikolojik olarak dürüst ve güven verici algılanıyor. Dijital dünyanın getirdiği aşırı uyarıcı (renk, ışık, bildirim) bombardımanı, insanın görsel algısını yoruyor. Dış dünya bu kadar kaotik ve "renkli" iken, insan evine girdiğinde zihinsel bir mola istiyor. Gri; neşelendirmeye çalışmaz, sakinleştirmez de; sadece susar. İnsanın içsel gürültüsünü yatıştıracak, sakin, minimalist ve "sessiz" bir sığınak arayışı, evlerin dış ve iç cephelerini griye boyatıyor. Kültürel imgelemde gri, artık "bunalımlı" değil; "cool", "minimalist" ve "modern" oldu. İnsanlar evlerinde bu "cool" duruşu yakalamak istiyorlar. Gri bir villa, içinde yaşayanın entelektüel olarak rafine olduğu mesajını veren bir statü sembolüne dönüştü. Buradaki paradoks şu: Herkes "farklı olmak" için griyi seçiyor ama sonuçta herkes "aynı" gride buluşuyor.
Psikoloji
Hakikaten siz siz misiniz ?
Kötü güçlerin oluşturduğu bir Matrix içerisinde ne kadar kendiniz olduğunuzu düşündünüz mü hiç ? Ele alınan her sektörün sizin içerisinde doğduğunuz muhitin sınırlarına varıncaya değin kültürünü, geleneklerini, ananesini nasıl küresel bir zemine oturttuğunu... Düşünün! İzlediğiniz filmlerde ki sahnelerin kendi evinizin içerisinde yaşandığını, o vakit tepkiniz ne derece de olurdu. Dinlediğiniz müzikleri düşünün! İçerisinde ki sözler gerçekten sizin kişiliğinizi mi yansıtıyor diye kendinize sorun. Eğlence anlayışınız olan spor müsabakalarını da ele alın. Çoğu zamanınızın verimsiz bir şekilde geçtiği ve bazen de yüklü miktarda harcadığınız,gerçekten sizin eğlence anlayışınızın nirvanasını mı size yaşatıyor yoksa kitleleri kontrol eden birilerinin sizi de oraya sevkettiği bir amaçsız sürü psikolojisinin bir tezâhürümüdür ? Giydikleriniz sizin kültürün parçası mı moda kültürünün bir ürünü mü ? Aldığınız çoğu ürün sizin tercihiniz mi yoksa kapital sömürünün sizi materyalist bir zihniyete sürükleyip düşünmeye, idrak etmeye zaman bırakmayıp çok çalıştırıp çok harcatmaya yönlendirdiği gizli bir taktik mi ? Hakikaten biz biz miyiz yoksa başkalarının gösterisinde ki sahneleri mi yaşıyoruz ?
Duygu ve Düşünce