“Modern insan, dipsiz oburlukla yeryüzündeki her şeye sahip olmak istiyor, lakin o sefil metaların, o sahte konforun içinde tek bir saniye bile hakiki bir tat duyamıyor. Duyamaz da. Çünkü modernite, insanın içindeki o yüce, dikey ve saf hissetme kapasitesini kökünden kurutmuştur.”
Alıntı
❝ Modern insan, kendi hayatının doktoru olmaktan vazgeçti. Her şey uzmanlara bırakıldı; sağlık, eğitim, eğlence, hatta ölüm. Haberler, bize sürekli bir şeyler ‘yapmamız’ gerektiğini söyler; daha çok çalış, daha çok tüket, daha çok kork. Ama hayat, bir ‘yapma’ değil, bir ‘olma’ halidir. Bir hasta, doktoruna teslim olur; bir öğrenci öğretmenine, bir vatandaş devlete. Böylece özgürlüğünü kaybeder. Özgürlük, kendi acını kendin taşımaktır. Kendi sessizliğini kendin seçmektir.Ama kimse bunu yapmaz. Çünkü modern dünya, acıyı bile endüstrileştirdi. Acı, bir hapla, bir haberle, bir eğlenceyle bastırılır. Böylece insan, insan olmaktan çıkar. ❞ Ivan Illich
Reklam
Bir çocuğun duygusal ihtiyacını "Abartıyorsun" diyerek bastırmak, yaşlı bir yakını yalnızlığın içine terk etmek; okulda sessiz bir öğrenciyi görmezden gelmek; evde içe kapalı bir gencin hâlini "ergenlik işte" diyerek geçiştirmek; bir komşunun maddi sıkıntısını duyup hiçbir şey yapmadan konforuna devam etmek... Bunların her biri modern çağın "yetimi itme" biçimleridir. Kur’an Psikolojisi
Kitap Alıntısı
Modernite ve Dijital Uyuşukluğa Dair Bir Manifesto
Gözlerini aç! O ışıl ışıl ekranların, sonsuz kaydırmaların ardında yatanı gör. Seni boğan, seni sadece bir 'tıklama' ve 'beğeni' istatistiğine hapseden bu dijital gürültüden daha fazlasısın! Sen, bu dünyanın şekillendiricisi, geleceğin mimarı, yenilikçi bir zihinsin! Hadi, o telefonu yavaşça bırak. O sonsuz döngüden biraz çık. Bir kitap al eline, bir fikir, bir şiir, bir keşif! Ve hisset, ruhunun derinliklerinde yanan o coşkuyu! O, senin kendi sesin… Sen sadece bir kullanıcı değilsin. Sen bir içerik oluşturucu, bir hikaye anlatıcısı, bir dünya değiştiricisin! Ve bu güç, sadece senin kendi zihninin derinliklerinde, sadece senin kendi merakında yatıyor! O halde uyan! Keşfet! Öğren! Ve o coşkuyla dünyayı şekillendir!.
1000Kitap
MODERNİST TAİFE VE MEHMET OKUYAN
İslâm ilim geleneği, metin ile senedi birbirinden ayırmayan, muazzam bir süzgeç üzerine kuruludur. Bugün "Kur'ân'ın ruhuna uymuyor" gerekçesiyle sahih hadîsleri tek bir kalemle silip atan rasyonalist yaklaşım, aslında dine yeni bir usûl dayatma çabasıdır. Sünneti ve hadîs külliyâtını, modern insanın konforuna ve seküler mantığına uydurmak için "uydurma" ilân etmek, peygamberi devreden çıkaran kuralsız bir dinî anlayış doğurur. Âyetleri lâfzî genişliğinden koparıp sadece kendi zihnî şablonlarına uyduran bu seçmeci tavır, ümmetin bin yıllık ilmi müktesebatını (birikimini) hafife almaktır. Hadîsi hırpalayan bu dil, farkında olmadan dinin pratik zeminini de hırpalamaktadır. Ekran konseptiyle kitlelere sunulan "kolaylaştırılmış din" tezi, ne yazık ki Ehl-i Sünnet’in omurgasını oluşturan temel îtikadî kalıpları red etmektedir. Kabir hayatındaki sorgu ve azabı lûgat oyunlarıyla yok saymak, şefaati bütünüyle reddedip Müslüman ile peygamber arasındaki mânevî bağı koparmak, ilmi bir yenilik değil, akaidde bir çözülmedir. Hele ki Hz. Âdem’in safiyetini ve "ilk insan" vasfını modern teorilere kurban ederek "Âdem öncesi beşerler" kurgulamak, nassların (kesin delillerin) açık beyânına karşı cephe almaktır. **Sürekli olarak "Kur'ân bize yeter, başka kaynağa ihtiyaç yoktur" sloganını tekrarlayıp, ardından ciltler dolusu şahsî tefsir yazmaya kalkışmak tam bir entelektüel çelişkidir. Madem Kur'ân ek bir açıklamaya ihtiyaç duymayacak kadar açıktır, o hâlde yüzlerce sayfalık Mehmet Okuyan imzalı yorumların insanlara "asıl din bu" diye sunulmasının mantığı nedir? Bu yaklaşım, Müslümanları Resûlullah’ın (s.a.v.) ve müctehid imâmların rehberliğinden uzaklaştırıp, modern bir ilahiyatçının kişisel kelime tercihine mahkûm etmektir. Kabir hayatını ve şefaati lûgat oyunlarıyla yok
Dinde Tahrifat
Modern dünya, insana sürekli kendini güncellemesi, eski alışkanlıklarını terk etmesi ve çağın hızına ayak uydurması gerektiği yönünde acımasız bir manipülasyon uyguluyor. Esneklik ve adaptasyon yeteneği birer erdem gibi sunulurken, köklü duruşlar ve zamana direnen ilkeler çağ dışı ilan ediliyor. Oysa sürekli yön değiştiren bir rüzgargülü gibi yaşayan mizaçlar, içsel bir omurga inşa etmeyi asla başaramazlar.
Reklam
Reklam