Kuytu köşede saklı kalan kitapları bulmak ve onları okumayı seviyorum. Özellikle, yeraltı edebiyatına dair olunca. Hazinenin içinde kaçıncı bulduğum kitap bilmiyorum ama bana iyi gelen, kitapları okumak; karanlık, sarsıcı ve aykırı bile olsa o karanlığın içinde yürümek bana iyi geliyor evet!.. İnsanın ruhuna, depresif gelen şeyler olunca, onlardan kaçmayı düşünür. Oysa ben, her zaman o karanlığın içinde yürümeyi seçenlerdenim. Kaçmıyorum, uzaklaşmıyorum. O karanlığın içinde, inatla var olmak; benim tedavi yöntemim sanırım... Delilik mi bu? belki de... :')
Sartre'nin dediği gibi; "Yol karanlık olsa da, kendi adımlarınızı atma gücünüz sizin elinizdedir." İnatla yürümek, pes etmemek, o karanlıkta ışık aramak değil niyetim, kendi dünyamda yarattığım bir çok şeyi, iyileştirme gücünü tam da o karanlığın içinde, buluyorum. Evet hayata, düz değil tersten bakıyorum. :')
Gitmek istediğim yerlerde ama gidemediğim, yönümü bilmediğim o yerde kayboldum uzun zamandan beri. Aradım, çok koştum ve en sonunda fazlası ile dağıldım. Ne yaptığımı, neler düşündüğümü bilmeden, kendimi yordum. Yaşadığım her şey bana bir ders veya pişmanlık değil, aksine bir şeyler öğrenmenin bir yoluydu her zaman. Çok şey öğrendim bende. Şimdi ise kaldığım yerden devam ediyorum, bana eşlik eden, kitaplarım ile... Üst üste yeraltı edebiyatı kitapları okumanın, zevkini yaşayacağım ve bunu yaparken, tek başıma, karanlıkta dans etmenin tadını çıkaracağım. :')
•youtu.be/dvSZQ4oMHGM
•open.spotify.com/track/6qqdFWe7C...