Çuf Çuff! Puanım: 9 / 10
9/10
·576 syf.··
2026 43. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 00:00
Kara Kule yolculuğunda gizemlerin katlandığı, fantastik kurgunun post-apokaliptik bir dehşetle tam anlamıyla evlendiği o muazzam duraktayım. Çorak Topraklar, serinin temposunu ve epik dozunu zirveye çıkarıyor. Jake’in o akıl almaz geri dönüşü ve aramıza katılan sadık Oy ile birlikte Ka-tet sonunda tamamlanıyor. Roland’ın o buz gibi, saplantılı kalbinin bu yeni ailesi için nasıl titrediğini görmek harikaydı. Gül bahçelerinin büyüleyici kokusundan, dünyanın çürüyen ve deliren yüzü olan tekinsiz Lud şehrine geçiş ise tam bir atmosfer şöleni. Kadim robot Shardik’ten insanlığın ürkütücü teknolojik kalıntılarına kadar her sayfa sürprizlerle dolu. Ve tabii ki o final... İntihar etmeye programlanmış, bilmece meraklısı süper bilgisayar tren Mono Blaine’in içine bindiğimiz andan itibaren nabız kontrolü yapmak imkansızlaşıyor. King bizi öyle bir uçurumun kenarında bırakıyor ki, zaman kaybetmeden bir sonraki kapıdan geçmek şart oldu. Tekerlek dönüyor ve Kule artık çok daha yakın!
1000Kitap
Çorak TopraklarStephen King · Altın Kitaplar · 20231,725 okunma
Bu Kez Düşmeme İzin Verme - Çorak Topraklar
10/10
·543 syf.··
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 22:27
Doğdunuz evi seçemezsiniz. Annenizi babanızı seçemezsiniz. Ama dünyanızı değiştirmeyi, sevgilinizi, kocanızı, en yakın arkadaşınızı kendiniz seçebilirsiniz. İşte Çorak Topraklar tam da bize seçimlerimizden bahsediyor. Bazen doğru bazen yanlış da olsa kalbinin Ka-tet’inde yürümeyi seçenler pişman olmuyor. Kara Kule’nin üçüncü kitabı Çorak Topraklar “Bir Avuç Tozdaki Korku” bölümü ile başlıyor. Orta Dünya’nın bekçilerinden ayı Shardik bu çürümenin ve yozlaşmanın en güzel örneklerinden biri. Eddie ise ilk ciddi silahşörlük deneyimini bu olayla yaşıyor. Suzannah ise kocasına her daim destek oluyor. Roland ise daha önce ölümün kollarına bırakmak zorunda kaldığı Jake’e tekrar kavuşma yolunu buluyor. Ama Jake’i kendi dünyasına getirmek hiç kolay değil. Malikane denen belalı, eski “ben anormalim” diye bağıran bir eve girmek zorunda. Ya evin kendisi de başlı başına bir canavarsa? Jake başlı başına cesur, gözüpek ve çocuk olmasına rağmen olağanüstü atak bir karakter. Sadece kafaya önem verenlerin gittiği bir okula gidiyor. Orada yazdığı kompozisyon çok beğenilse de çıldırmanın eşiğine gelmiş Jake boş bir arsada “Gül” ile karşılaşıyor. Orada Beyaz’ın sesi ve Işın’ın gösterdikleri ile artık New York’ta işinin kalmadığını biliyor. Onu gerçekten seven, anlayan yeni dostlarına doğru yola çıkıyor. Zorlu bir kavuşma… Ve son silahşör Roland yeni ailesi ile Ka’nın ona verdikleriyle mesafeleri aşmaya devam ediyorlar. Aralarına Billy Ahmak denilen çok zeki ve hisli konuşan hayvan “Oy” da katılıyor. Jake’in bir bilmece kitabı var onu da Roland’ın yanına gelmeden önce Calvin Tower’ın dükkanından alıyor. Tower çifte sembollü bir anlam taşıyor ve ileriki kitaplarda sıkça rastlayacağız. Ve zorba Mono Blaine…Lud şehrini delirten elektrik Tanrısı. Ona bela da diyebiliriz. Demirin yaratılmış en
Roman
Çorak TopraklarStephen King · Altın Kitaplar · 20081,725 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·750 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 22:23
Kara Kule yolunda ilerleyen Roland ve arkadaşları öncelikle Mono Blaine ile mücadele edecek ve daha sonra uzun bir süre boyunca Roland’ın geçmişini dinleyeceklerdir. Roland’ın Gilead yılları, Büyücü Marten’in onu tuzağa düşürmesi ve babası Steven’in oğlunu kurtarmak için Mejis Baranluğuna göndermesi ile başlar hikaye. Geçmişin hikayesi bittikten sonra ise yolcular bu sefer karşılarına çıkan sarayda çeşitli sürprizlerle karşılaşırlar. İncecikten dolayı farklı dünyalar birbirine girmiştir ve bunlardan biri de Oz Büyücüsüdür.
Büyücü ve Cam KüreStephen King · Altın Kitaplar · 20181,183 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 12:41
‘Mono no aware’ diye bir tabir varmış Japon estetiğinde; “Şeylerin geçiciliğinin farkına varınca hissedilen hüzünlü güzellik.” Eski bir yapının duvarlarında zamanın izlerini görünce, birinin yıllar önce kullandığı bir eşyaya dokununca içimize çöken o melankolik yakınlığın bir adı varmış meğerse. Bu kitabı okurken o duygunun saçlarını örüp örüp çözdüm. Dünya kaba-nasırlı elleriyle içinden geçtiğimiz zamanın boğazını sıkarken durup birinin dokunduğu masaya, baktığı pencereye, sustuğu koridora, üstüne tarih atıp “..sevgilerimle” yazdığı eski bir kitaba hüzünlenmek, hayatla bağ kurmanın incelmiş bir yolu olsa gerek. Bu kitap o incecik yolda, ceplerinden “Hayat geçiyor ama bir şeyler kalıyor.” tesellisini döke döke yürüyen bir gezgin. Dolayısıyla, Camondo ailesinin tarihini anlatan bir mektuplar dizisi değil sadece. Kadıköy’den Paris’e, oradan Auschwitz’e, zamanın gümüş iplikleriyle birbirine tutturulmuş anıları, geri dönemeyecek olanların odalarına yerleştirip kapıyı usulca çeken bir koleksiyoncu. Müzeler, evler, arşivler ve objeler üzerinden geçmişi yeniden kurmaya işçilik eden bir emekçi. Bunu yaparken nefesini tutuyor, sanki bir şeyleri kaybetmekten kurtulabilirmiş gibi. Heyhat. #gülenaybörekçi çevirisi
Edebiyat
Camondo’ya MektuplarEdmund De Waal · Everest Yayınları · 20258 okunma
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 20:14
Serinin üçüncü kitabında Jake’nin tekrar gruba katılması, Lud kentinde yaşananlar ve sıradışı tren Mono-Blaine anlatılmaktadır. Kara kule yolunda çorak toprakları geçmek için Mono-Baline’i alt etmek gerekmektedir.
Çorak TopraklarStephen King · Altın Kitaplar · 20231,725 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2021 04:30
Simon Critchley mizahı kendince şöyle tanımlamış. “Mizah, gündelik yaşamın eğri bir fenomenolojisini bize sunarak içinde bulunduğumuz durumu değiştirir ya da gündeliği aydınlatır.” Bu izah bana haliyle, Romalı filozofların stoacılığını çağrıştırıyor. #epictetos der ki: “İnsanları üzen, şeylerin kendileri (pragmata)değil, şeyler hakkındaki yargılarıdır(dogmata)” #tristamshandy ‘i hatırlayanlar el kaldırsın. Bir şey hakkında üzgün olmak üzüntü verici görünen şeyin bir işlevi değildir; daha ziyade, üzgünlüğe neden olan, o şey hakkındaki yargıdır. Yani; olaylar değil, yargılar ızdırabın kaynağıdır. Yargının hükmü ise bakış açısıyla değişir. Tüm bu bilgiler çerçevesinde -bence- diyebiliriz ki: Mizah, şeylerin gerçekte nasıl olduğu ile espride nasıl temsil edildiği arasında, yani BEKLENTİ ile GERÇEKLİK arasında meydana gelen egonun kendisini gülünç bularak harekete geçen “ampirik dünya” hakkındaki olağan beklentilerimizin anti-depresanıdır. Kişinin kendisi ile dünyası arasında kurduğu “bilişsel” bir ilişki dengesi de diyebiliriz. Ancak unutulmamaılıdır ki, mizah güldürürken düşündürür. Henri Bergson’un gülme ve kahkaha üzerine #Lerire ‘de yazdığı şu cümlesiyle durumu açıklığa kavuşturabilirim. “ Nous rions toutes les fois qu’une personne nous donne l’impression d’un chose” “Birisi bize “bir şey” izlenimi verdiğinde güleriz.” Yani karşımızdaki kişinin bizim için ne ifade ettiğine ya da bizdeki değerinin ne olduğuna ... Genellikle ciddiyetle anılan din, cinayet, ölüm, hastalık, savaş, doğal afet, akıl hastalığı gibi konuları mizahi bir anlayışla ele alan “karamizah” ya da bir kişi, bir olay ya da durumun, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirildiği bir tür olan hiciv ancak keskin bir zekânın ürünü olabilir. O halde, yıllardır dilimde pelesenk olan şu
Mizah ÜzerineSimon Critchley · Monokl · 202040 okunma