Günaydınnnnnn. Bizler etten kemikten ya da soğuk atomlardan değil; yaşanmış, anlatılmamış ve henüz yazılmamış hikayelerden yapılmış varlıklarız. Her sabah yatağınızdan kalktığınızda, heybenizdeki o güzel anlatıları yeryüzüyle paylaşmak için yeni bir fırsat doğar. Ancak modern dünya, her sabah önümüze pırıltılı bir illüzyon koyar ve bizi kendi hikayemize yabancılaştırmak ister. Güne başlarken zihninizi arındırmak için felsefenin dostluğuna sığının. Stoacı filozof Epiktetos , yüzyıllar öncesinden bize şöyle seslenir: "Hayatta önemli olan başımıza ne geldiği değil, ona nasıl tepki verdiğimizdir." Yani ve kısaca Epiktetos abimiz, kontrol edemediğimiz dış dünyaya (hava durumu, trafik, başkalarının kabalığı) öfkelenmenin anlamsızlığını anlatır. Sabah uyandığınızda başınıza gelecek olumsuzlukları değiştiremezsiniz ama onlara vereceğiniz tepkiyi, yani kendi iç huzurunuzu tamamen siz seçersiniz. Güne bu farkındalıkla başlamak, ruhsal bir zırh kuşanmaktır. Bu felsefi bilinci fiziksel bir güçle desteklemek ve güne biyolojik olarak mükemmel bir başlangıç yapmak ister misin sevgili okur.. Bunun için; Uyandıktan sonraki ilk 30 dakika içinde mutlaka büyük bir bardak ılık su için. Gece boyu susuz kalan vücudunuz, stres hormonu olan kortizolü yüksek salgılar. Su içmek, metabolizmayı uyandırarak bu stres seviyesini doğal yoldan düşürür. 20-20-20 Kuralı (Zihinsel Odak): Güne başlarken ilk 20 dakika telefon ekranına bakmayın (göz ve zihin yorgunluğunu önler). Sonraki 20 dakika hafif esneme hareketleri yapın. Son 20 dakikayı ise gününüzü planlamaya veya sessizce kahvenizi yudumlamaya ayırın. Tam olarak uyandıktan 90 dakika sonra kahve :))) Not: umarım Bevlet Bahçeli'nin hesaplamalarına benzemiştir 😂😂 merak edenler şuradan
" Televizyon olmadığı için pencereden bulut seyretmeye başladım. Oradaki yayın çok iyi, haberleri daha güvenilir, gelip geçen bir iki uçak dışında pek reklam almıyorlar ve asıl önemlisi akşamları gök gürültülü sürpriz programlar var. Filmler genellikle kırlangıçların hayatı üzerine ve belki biraz monoton, ancak oldukça realist ,,, " Ulus Baker Dolaylı Eylem
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
(+)bir gün kendi halimde yazarken yazdıklarımın sadece bende kalmasını istemedim herhangi bir kullanıcı ile ortak bir payda da birleşmek ve çözülmeyen dertlerin kelime yoluyla çözümlenmesini istedim.burayı tercih etmemdeki bir diğer neden hayatta bir süredir amaçsız yaşıyor olduğumu hissetmemdi.hayatımı monoton yaşamak yerine hem bana iyi gelecek hem de yaşama sevinci gerirecek bir alan arayışındaydım tam olarak burayı bu nedenle aranızdayım.biyografimde de bahsettiğim gibi yazıyor,keşfediyor ve en önemlisi yaşıyorum.

aymis

@ashavia
·
(+) peki ben gerçekten kimim bunun cevabını henüz bulamadım.bulma gibi bir derdim de yok hayat bir yolculuk ve her yaşın bile yenilik getirdiği yolda bu arayışın benim ile hep olmasını istiyorum iş başvurusu cümlesi gibi burada okuyorum,şu mesleği yapıyorum diye kurulan cümlelerin kişiyi açıkça yansıttığını düşünmüyorum bu sebeple kendimi bu şekilde açıklamak yerine düşüncelerimden ve bir miktar biriktirebildiğim hayat deneyimlerimi anlatarak var olmayı tercih ediyorum.
İnsan ve Duygular
Betonun o soğuk, yankısız ve monoton sessizliği, doğanın kendi içindeki o muazzam ritmi ve fısıltıları tamamen yutar. Şehir hayatının hengamesinde insan, toprağa basmayı, bir ağacın yapraklarındaki rüzgarı hissetmeyi veya taşın ve ahşabın o yaşayan dokusunu aramayı özlüyor. Doğa bize sadece görsel bir güzellik sunmaz; aynı zamanda ruhu dinlendiren, insana ait olduğu yeri hatırlatan bir melodi fısıldar. Beton bloklar ise bu melodinin önüne çekilmiş kalın bir duvar gibidir. Belki de bu yüzden insan, ne kadar modernleşirse modernleşsin, eninde sonunda yüzünü yine tabiata, yeşile ve o geleneksel, nefes alan dokulara (ahşabın sıcaklığına, taşın kalıcılığına) dönmek istiyor. Çünkü ruhumuz o beton yığınlarında değil, doğanın tam kalbinde huzur buluyor.
1000Kitap
Film Şeridi
Hayat bir film şerididir; bazen kopuk kopuk, çoğu zaman anlık ve en önemlisi de kısadır hem de çok kısa. Siyah beyazdır o film şeridi, dümdüz monoton. Ve en acı verici kısım da nedir biliyor musunuz? Siz filmin sonuna geldiğinizde o filmi tekrar izlersiniz. Gerek pişmanlıklarınızı, gerek iyi kilerinizi, gerek de mutluluklarınızı... Bu yüzden yapılacak şey şudur pişman olacağınız şeyler yapmamak, iyi ki diyebileceğimiz şeyleri arttırmak ve kendiniz için mutluluğun sırrını çözmek. Yoksa ne bu film biter ne de tekrar izlenir. Vesselam...
Duygu ve Düşünce
fizyolojik ve cinsel tepkileri açısından erkekler ve kadınlar kıyaslanabilir olsa da, hala iki önemli fark olduğunu keşfetmişlerdir. Birincisi, kadın potansiyel olarak birden fazla kez orgazm olabilir ve sevişirken birkaç kez doruğa ulaşabilir; buna karşılık, bir erkek orgazma ulaştığında bir kez boşalır. İkincisi, cinsel tepki döngüsünün eğrisi tüm erkekler için yaklaşık olarak aynıdır (uyarılma, boşalma, geçici iktidarsızlık), ancak bu durum kadınlarda oldukça değişkendir. Başka bir deyişle, erkekler sıkıcı, monoton yaratıklarken, kadınlar öyle değildir.
Alıntı