Zaten Yusuf, senelerden beri hiç kimseye karşı kalbinde muhabbet beslemiyor ve bir insanı sevebilmesi için ona hayran olması lazım geldiğini anlıyordu. Hürmet ve takdir hisleri beslemediği, hatta tepeden baktığı ve küçük gördüğü insanları nasıl sevebilirdi?
Ah! Biçare hırpalanmış, ezilmiş hayat!.. Mai bir gece ile siyah bir gece arasında geçen şu nasipsiz, bahtsız ömür!.. Bir baran-ı elmas altında inkişaf ederek şimdi bir baran-ı dürr-i siyahın altında gömülen o emel çiçekleri!..
Uyu ,zavallı çocuk, münevver mai bir semanın baran-ı elması altında tulü'nu bekleyen ümit güneşini görmeye çalışarak; derin, uzun bir tesliyet uykusuyla uyu !..
Ve hayatında ilk defa olarak ağır, ciddi düşündü, kaldı.
Hayat bir an içinde, ona, en çıplak ve en kaba haliyle görünmüştü
Bu dünyada her şey ne bayağı, ne beyhude, ne kirliydi!..
Bu dünyada güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zarafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı.