Hakikatin lisanıyla konuşan eski bir hayatın ufuklarında, avının tuzağına düşmüş bir avcı imgesi kadar anlamlı daha ne olabilir ki? Avcısının arkasına takılmış tıpış tıpış giden bir ceylan imgesinin dışında tabii!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Görünen daima ön bahçedir. Temiz ve tertiplidir. Ama size dair ve size yabancı. her şey arka bahçede olur. Başlangıçlar arka bahçe-de, bilmeyiz. Bitişler arka bahçede, yine bilmeyiz. Ceylanlar su içer arka bahçede, biz izin vermeden. Ceylanlar vurulur arka bahçede, biz görmeden. Bizden içeri bir biz varsa, arka bahçede. Kaçtığımız, boğduğumuz, yaktığımız biz, arka bahçede. Varlığımızın gereklilik şartı arka bahçe, yokluğumuzun yeterlilik şartı yine arka bahçe.
Üstelik güz de arka bahçelere gelir önce. Oysa ön bahçelerde "hâlâ" yaz hüküm sürer gibidir.
Hayat dağılır, muhit dağılır, tabiat dağılır.
Söz dağılır, yazı dağılır, ses dağılır.
Suret dağılır. Siret dağılır.
Dağılan kalptir aslında vahdet ve talep makamında.
Aynadan beklediğimiz, söz. Aynaya verdiğimiz, söz.
Ya ayna kırılmışsa?
Kırık aynanın lisanı, hali kadardır.
Söz yok. Lisan-ı hal. O kadar.
Hüznün sularında kırılan ayna kendisinden başka ne göste-rebilir ki?
Zaten güneş altında söylenmemiş hiçbir sözün kalmadığı şu dünyada gölgeler de katlanarak büyümez mi?
Ve her şey bir gölge oyunu değil mi küsuf-ı tamme kavsinde?
Gölge. Kendisi yerde olmakla birlikte müsebbibi gökte olan gölge.