Bu tarz kitaplar iyi ki yazılmış diyorum. Çünkü dönemi anlatıp gelecek nesillerin öğrenmesinde yardımcı olduğunu düşünüyorum. Ve bence en çokta bu yüzden yazılmalı.
Tarihsel olarak o zaman sekiz milyon Afrikalı mülteciymiş.
Önce kitabı okurken beni düşündürüğü noktalardan söz edeceğim.
•Coğrafya kader miydi? Kendinizi savaşın ortasında olan bir şehirde hayal edin. Bütün komşularınız, tanıdıklarınız kaçmış ya da can vermiş. Evler yıkılmış, araçlar parçalanmış ve sokakta işgalciler dolaşıyor...
•Planlar yaparız ama bazen bazı şeyler bizim elimizde olmaz. Mesela Meryem bilmiyordu tanımadığı biriyle evleneceğini. Leyla ise evlenmemek için kuru fasulye yiyip kaçırmak isterken kendini hemen biriyle evlenmek zorunda olacağını.
Hayat acı veya tatlı sürprizlerle dolu.
Ve ne kadar plan yaparsak yapalım bazı şeylerin önüme geçilmiyor.
(Uzun bir süre bunu düşündüm Planlar planlar...)
•Aile hayatımızda ne kadar etkili bir faktör? Bence eksikliği bile etkileyebilen bir faktör.
•Kadın, toplumun anlayışına göre vezir de oluyor rezilde...*
Ve eş olarak seçtiğiniz kişi sizin hayatınızı şekillendiriyor. Tabi bazen devreye aile, hayat, şans ve kader girebiliyor.
Kitabımız dönemi o kadar gerçekçi yansıtmış ki...
Şöyle örnek vereyim:
"çürümeye
başlamış, hâlâ naylon çoraplı ve mor lastik
ayakkabılı sağ ayağı, iki hafta sonra bir çatının
üzerinde bulundu(...)"
Akıcı, duygusal ve Afganistanın siyasi olaylarından da bahsetmiş.
Aşk, acı, aile, savaş, anlam, hayat, toplum... işlenen, hissettirilen konulardan bir kaçı.
Keyifli Okumalarınız Olsun. 🩷