Onu biraz zor tanıdım bu kez, çünkü çalı süpürgesi gibi kocaman bir sakal bırakmıştı. Mermi yerine namlusuna karanlık sürülen bir tüfek yüzünde tıpkı filmlerdekine benzeyen bir sesle çehovvv diye patlamış da çenesini, ağzını ve yanaklarını gözden silmişti sanki, elmacık kemikleriyle alnı görünüyordu sadece.
Derken, alışık olmadığımız türden, acayip bir kuş öttü dışarıda. Hem de öyle bir öttü ki, sesi çok uzaktaymışçasına yakından, çok yakındaymışçasına uzaktan geldi.