9/10
·240 syf.··
2026 41. kitabı
Kaybın acısını ve anısını basit ve etkileyici bir dille anlatıyor kitap.. çok sevdiği kardeşini kaybeden genç bir biyologun yaşadığı depresyonun macerası.. Paula 10 yaşında ölen kardeşi Tim'in yasını tutuyor 2 yıl boyunca hiç bir şey yapmak istemiyor ve kardeşinin ölümünün kendi hatası olduğunu düşünüyor.. Kardeşinin mezarına gidemiyor insanlar var diye terapistinin tavsiyesiyle gece kimseler yokken gidiyor kardeşinin ölümünden sonra ilk kez mezarlığa ve Helmut'la böyle tanışıyorlar. Aksi yaşlı ihtiyar eski karısının küllerini çalmaya çalışıyor ve birlikte kaçarlarken Paula ölen kadın Helga'nın külleri ile kaplanıyor.. Önce Helga'nın küllerinin Paula'dan ayrılması ve gerekli yerlere dökülmesi lazım.. Helmut'un evine gidip yıkanması küllerin toplanması ve karavanla küllerin dağlara götürülmesi gerekli.. Helganın köpeğine bakmasını teklif ediyor Helmut kızın depresyonuna iyi geleceğini düşünüyor belki de.. yola koyuluyorlar ve yolculukta yaşlı ihtiyarla yaptıkları sohbetler Paula'nın girdiği derin depresyondan çıkmasına yardımcı oluyor yaşlı adamın önce küçük oğlunu okula gittiği bir gezide arkadaşlarının suya itmesi sonucu kaybettiğini öğreniyor.. Sonra çok sevdiği eşinin ölümünü ve ona verdiği sözü tutamamış olmanın üzüntüsünü anlıyor.. Yolda daha çocukken küçük kız kardeşinin kelebeklere olan ilgisinden dolayı bir kelebeği yakalamak için düştüğü nehirde öldüğünü öğreniyor Paula.. Paula kardeşinin çok sevdiği suda can verişinin sebebinin kendi benciliği olduğunu düşünüyor.. Eğer aptal bir konsere gitmek için yaz tatilinde kardeşini yalnız bırakmasaydı suda boğularak ölmezdi diye düşünüyor.. Helmut'un yaşadıkları ve yaklaşım şekli Paula'nın girdiği Mariana çukurundan giderek çıkmasına yardımcı oluyor.. Helmut akciğer kanseri ve ölmek üzere olmasına rağmen çıktığı bu
Mariana ÇukuruJasmin Schreiber · Yan Pasaj Yayınevi · 2024682 okunma
Anne Tanrı'ya inanıyordu baba inanmıyordu...
10/10
·600 syf.··
2026 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 14:44
yazar hakkında HANS FALLADA 21 Temmuz 1893'te Almanya'nın Greifswald şehrinde doğdu. Asıl adı Rudolf Wilhelm Friedrich Ditzen olan yazar, l 920'de çıkan Der ]unge Goedeschal adlı ilk romanından başlayarak Hans Fallada takma adını kullandı. Altı yaşındayken ailesi Berlinıe taşındı. l 909ıda bir kaza geçiren ve ertesi yıl tifo olan Falladaının aldığı ağrı kesicilerle hayatı boyunca sürecek olan uyuşturucu sorunu başlamış oldu. Okula uyum sağlayamayan ve kendini yaşıtlarından soyutlayan Fallada birçok kez intihara teşebbüs etti. Yattığı sanatoryumda edebiyatla ilgilenmeye başladı. l 929ıda Suse Isselıle evlendi ve çeşitli gazeteler ile kitaplarının yayıncısı Rowohltıda çalışmaya başladı. Adını l 93lıde yayımlanan Bauem, Bonzen und Bombenı1e duyurdu. l 932ıde çıkan Kleiner Mann - Was Nun? büyük bir başa­ rı yakaladı ve Yahudi yapımcılar tarafından filme çekildi. Bu, yazarın l 935ıte Nazi Partisi tarafından tehlikeli yazarlar listesine alınmasına neden oldu. Maddi sıkıntılar çeken yazarın l 940ılara gelindiğinde uyuşturucu ile alkol bağımlılığı iyice artmıştı. Suse Ditzen'le boşandıktan sonra l 944ıte Fallada eski eşine bir el ateş etti. Silahı ele geçiren Suse Ditzen yazarın kafasına vurarak onu bayılttı ve polisi çağırdı. Fallada, Nazilerin akıl hastanesine kapatıldı ve burada şifreli bir şekilde, otobiyografik sayılabilecek romanı Der Trinkenı yazdı. Nazi Partisiınin dağılmaya başladığı 1944 kışında serbest bırakıldı. Morfin bağımlılığı yüzünden hastaneye kaldırılan Hans Fallada bugün en popüler kitabı olan Herkes Tek Başı­ na Ölür'ü bitirdikten hemen sonra, 1947'de hayata veda etti. *** Herkes Tek Başına Ölür 2.Dünya Savaşı yılları faşizmin, Hitler'in ,gestaponun doruk noktasında olduğu yıllar ...yahudilerden çok Alman halkının üzerindeki baskıları anlatan bir roman. Herkesin
Herkes Tek Başına ÖlürHans Fallada · Ketebe Yayınevi · 2024601 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Özetle
8/10
·128 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 00:00
İlk bölüm üç fotoğraf ile bizleri karşılıyor 1. fotoğraf: Maymunun tebbesümüne ait çocukluk hali 2. fotoğraf: Gençlik dönemi 3. fotoğraf: Daha sonraki dönem, suratında hiç bir his bulunmayan rahatsız edici fotoğraf Çocukluğundan beri hayatı ve insanları anlamlandıramayan Yozo insanlarla bağ kurmak için soytarılığa başvuruyor ve zamanla onun ikinci kişiliği haline geliyor. Ortaokula giderken Takeiçi adlı sınıf arkadaşı soytarısının farkına varıyor. Takeiçi, Yozonun öcü resimlerindeki yeteneğini görür ve kadınların ona çok ilgi duyacağını söyler. Sonrasında Güzel Sanatlar okuluna gitmek isterken babasının memur olmasını istemesi üzerine Tokyo'daki bir yüksekokula kabul alır ve yurtta hem soytarısını gizlemek çok zor olacagından doktoru akciğer tüberkülozu mektubu yazmaya ikna ederek babasının Tokyo'daki villasına geçer. Bu dönemde bir resim stüdyosunda Horiki ile tanışır. Horiki sayesinde siyasal bir gruba üye olur ve sırf illegal olduğu için oraya gitmeye devam ederken babasının görev süresi dolar ve Yozo Tokyo'daki evden çıkıp bir pansiyona geçer o dönemde ilk kez yokluk nedir öğrenir. Bu arada parti işlerinde yerine başka birinin geçmesinin daha iyi olacağını düşünür ve kaçar. O vakitlerde ona üç kız ilgi duyar biri pansiyon sahibinin kızı, biri bir onu abla olarak görmesini söyleyen işi pişirdiği bir yoldaş, bir de Ginza kafesinde ilk intiharını gerçekleştirecegı Tsuneko. İlk başta dolandırıcılıktan hapsedilmiş kadınla bir gece geçirmek Yozo için keyiflidir fakat bir adamın parası bitince kalbini kaybeder diyip kadını yollar. Gerçi bir gün kafası güzelken Horiki ile tekrar kafeye giderler ve bir kız Yozo'nun yanına, Tsuneko da Horiki'nin yanına oturur ama Horiki Tsuneko'nun çok kederli göründüğünü söyleyip onu öpmez. Yozo ve Tsuneko Kamakura'da kendilerini denize
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma
Günlük meselesi
5/10
·309 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap değil film olsaydı da en fazla 5 puanı hak ederdi. Çünkü sonundaki ters köşeden başka bir numarası yok kitabın. Özellikle mantık hataları beni okurken çıldırttı. Bundan sonra spoiler var. *Spoiler* Kocasını pompalı tüfekle öldürmüş kadın ve hiç konuşmuyor. Akıl hastanesine yatırılıyor ama kimse yanında getirdiği günlüğü yıllarca farketmiyor veya okumuyor. Kadına damardan öldürecek kadar morfin veriyorlar el yazısıyla 2 sayfa günlük yazıyor. Günlük yazacak kadar kafası yerinde ama yardım istemiyor. Kimseye bir şey söylemiyor. Eehh artık! Theo kadına kocasını öldürttürüyor. Şu an ismini bile hatırlamadığım yunan tragediasını bir türlü anlayamıyor gidip bir de yunana soruyor. Yok resme bakıyor arkada izleyen bir adam görüyor acaba bu ne ki diye merak ediyor. Böyle ters köşeyi herkes yapar çünkü yazar kitabın başından beri okuyucuya Theo'nun zihninden geçenleri okuturken yalan söylüyor. Ben armutum armutum diye anlatıktan sonra aslında ben elmaydım diyor. Meğer her şey rüyaymış kadar basit bir kurgu. *Spoiler*
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
Hipopotamlar
5/10
·147 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 17:38
Beat kuşağı aşağı, beat kuşağı yukarı derken, esnafla gereksiz samimiyetlerin sonucu insana bazen pişmanlıklar verir. Burada beat kuşağı ile esnafın ilgisi sahaftır. Tabii burada olay sahaf eleştirisi değil ama kitabı edinme şekli uzun sürünce anısı güzel olur. Bu tarz kitapları da seven az olur, bir iki basılır, sonra kaybolur. Beat kuşağı işte böyledir. Beat kuşağı tarihe bakarsak, ikinci dünya savaşı sonrası veya o civarlarda Amerika'da, New York'ta bir o yaka, bir bu yaka derken,(rey mysterio) şairler, yazarlar toplanmış, bu yazı hareketini icra etmişler. Buna da Beat Kuşağı denmiş. Zen felsefesi ve yol temalarını yansıtmışlar. Bu kuşağın önde gelenleri de işte bu kitabı yazanlar. Bu nesilden öncesine hani Jack London'ın Yol diye bir kitabı vardır, oradaki Hobolar diyebiliriz, sonrasına da Hippi'ler diyebiliriz. Bunlar da o ikisinin ara dönemi. Kitabın tercih edilme sebebi, tanıtımına bakarsak Beat kuşağı'nın öncü kitabı. O yüzden biraz bahsettim. Ama kitabın ilginç yanı yazılma ve yayımlanma arasında geçen 63 yıl. Kitabın içeriğinde yaşanan olayların gerçekten yaşanması ve içindeki karakterlerin, gerçekte öldükten sonra basılması. Bu ikisi küsmüş. Tabii bunu yazan Jack Kerouac abimiz yaşarken kitabı bastırmaya çalışmış ama olumlu cevaplar bulamamış. Kitabın konusu; bir William abimiz, bir Jack abimiz, olayları sırayla 2 karakter gözüyle olayları sıralar. 4 genç vardır. İçerler gezerler, bir şeyler yapmaya çalışırlar, yapamazlar, öyle bir döngü de geçer. Gerçek hayatta bu karakterlerden ikisi olan Lucien Carr ve David Kammerer'in ilişkisi, takıntı ve homoseksüellik durumuna evrilen bir ilişkiye dönerken, bu ilişkinin sonunda Lucien Carr, bu David'i öldürür. Bu planlı bir cinayet midir, kaza mıdır, gidip daha derin araştırmak gerekir elbet ama sonuçta kitapta bu
Edebiyat
Ve Hipopotamlar Tanklarında HaşlandılarJack Kerouac · Sel Yayıncılık · 2015308 okunma
8/10
·158 syf.··
2026 2. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 22:54
*!Spoiler İçerir!* Benim için gerçekten etkileyici olduğunu düşündüğüm bir okuma oldu. Bir doktor adayı olarak, bu kadar realist bir şekilde yazılmış bir kitapla karşılaşmayı pek beklemiyordum sanırım. Muhtemelen 2 yıl sonra yaşayacağım şeyler bundan çok da farklı olmayacak. Türkiye’nin ücra bir köyünde -bu kadar zor şartlarda olmayacak olsam da- tek başıma hekimlik yapmam gerekecek bazı günler belki de. Ve inanın ki tıp fakültesi sizi teorik olarak oraya hazırlasa da, o anki psikolojiye hazırlayabileceğini çok söyleyemeyeceğim. Bu kitaptan da okuduğum üzere bu bambaşka bir ülkede, bambaşka bir zamanda da olsa aynı şeyleri hissediyoruz. Benim için ilerisi için bir önizleme gibi oldu ve daha önce okusam kendimi bu kadar özdeşleştiremeyebilirdim kitapla o sebepten şuana bıraktığım için çok mutluyum. Kitabı okurken yazarın tam olarak nelerden bahsettiğini anladığım bir evredeyim. Kitabın özellikle başlarını daha çok beğendim daha güzel hikayeler vardı bence. Bu arada kitaptaki hikaye sırası şu şekilde: 1.Horozlu Havlu 2.Tipi 3.Çelik Soluk Borusu 4.Zifiri Mısır Karanlığı 5.Ters Vaftiz 6.Kayıp Göz 7.Yıldız Döküntü 8.Morfin 9.Ben Birini Öldürdüm Bu hikayelerin hepsinin birer ana fikri vardı ve hepsinden bir takım çıkarımlar yaptığımı düşünüyorum. Hepsinin sadece başlıkları bile bana bir şeyler hatırlatıyor. Ve o kadar tanıdık şeyler ki… Mesela “Kayıp Göz” hikayesinde önceki gün doktor bir hastayı tak diye çözümlüyor ve diyor ki ben artık her hastalığı biliyorum, artık beni şaşırtacak bir hastalık çıkamaz önüme. Ama ertesi gün öyle bir hasta geliyor ki hayatında daha önce hiç görmediği şekilde bir hasta ve adam ne yapacağını bilemiyor. Sorun çözüldükten sonra da ‘bir daha asla her şeyi biliyorum demeyeceğim’ diyor. Tıp fakültesinde daha doktor olmadan bile önce belki de
İnceleme
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332,1bin okunma