Kendime Düşünceler, bence adının hakkını tam anlamıyla veren, her zamana hitap eden bir kitap. Klasik kitaplardaki gibi kronik bir olay örgüsü barındırmayan kitap; 12 bölümden oluşan, maddeler halinde sıralanmış kişisel düşüncelerden, çıkarımlardan meydana geliyor. Kitabın yazarı, Roma İmparatorluğu'na en parlak dönemini (Pax Romana) yaşatan "Beş İyi İmparator"un sonuncusu Marcus Aurelius’tur. Tarihte "Filozof İmparator" olarak anılan Aurelius, çocukluğundan itibaren çok sıkı bir Stoacı felsefe eğitimi almış; dolayısıyla kitaptaki her bir maddede bu felsefenin derin izlerini görmek mümkün.
İmparator bu metinleri sarayın konforunda değil, çoğunlukla Cermen kavimlerine karşı yürüttüğü zorlu askeri seferlerde, gece savaş çadırının sessizliğinde kaleme almış. Bu yönüyle hükümdarın kendi kendine dertleşmek için tuttuğu bir tür "kendine öğütler günlüğü" niteliğindedir. Marcus Aurelius; en yakınlarının ihanetleriyle nasıl başa çıkacağını, ölümün her an ensesinde olduğu gerçeğini (Memento Mori) ve peşinden koşulan şan, şöhret ya da zenginliğin aslında ne kadar geçici olduğunu kendi kendine söylüyor. Bizlerede anlatmış oluyor.
Kitapta günümüz insanına da ışık tutan çok çarpıcı varoluşsal sorgulamalar yer alır: Örneğin, "Sabahları yataktan neden kalkmalıyız?" sorusuna karşılık, bir insanın tıpkı doğadaki bir ağaç, bir kuş veya bir karınca gibi evrendeki kendi görevini yerine getirmesi ve topluma hizmet etmesi gerektiğini savunuyor. Mutlak gücün zirvesindeyken bile egosunu dizginlemeyi başaran bir liderin bu içsel dertleşmesi, her çağda insanlığın kılavuzu olabilecek nitelikte. Başucu kitapları arasına ekledim.