Reklamcılar artık bir ürünü sıradan insanlara satmanın en başarılı yolunun "sıradan" insanların o ürünü aldıklarını ve beğendiklerini göstermek olduğunu biliyorlar. Ürün bir içecek, ağrı kesici ya da deterjan olsun, diğer herkesten ne kadar muhteşem bir ürün olduğunu duyuyoruz. Kendimiz için doğru davranışa karar vermek için, başkalarının davranışlarını baz alırız. Özellikle de bu kişilerin bize benzediklerini düşünüyorsak...
Eğit beni,
Beni eğit.
Okumadan evvel yüzünü;
Hiç şiir okumadım ben.
Ve buğday tenini keşfetmeden,
Harabeydi bu dünya.
Öğret bana kadın dilini,
Ki ben
Bilmeme rağmen sevgiyi,
Hiçbir şey bilmiyorum...
Nizar Kabbani
Bağlılık kararları, yanlış olanlar bile, kendilerini devam ettirirler. Çünkü kendi "mazeretlerini geliştirirler." İnsanlar yaptıkları bağlılıkları desteklemek için yeni sebepler ve bahaneler üretirler. Bu düzen içinde, bazı bağlılıklar, onları ortaya çıkaran sebepler ortadan kalksa bile devam eder.
İtaat kararlarımız üzerindeki tutarlılık baskısının etkisine karşı koymak için içimizden gelen iki sinyale kulak vermeliyiz: Midemiz ve kalbimizin derinlikleri. Mide sinyalleri, yapmak istemediğimiz bir şeyi, bağlılık ve tutarlılık baskılarıyla kabul etmeye zorlandığımızı fark ettiğimiz zaman ortaya çıkmaktadır. Kalbin derinliklerinden gelen sinyaller ise farklıdır. En iyi itaat, yaptığımız ilk bağlılığın yanlış olduğunu fark eetmediğimizde ortaya çıkar. Burada kendimize şu çok önemli soruyu sormalıyız: Şimdi bildiklerimi bilerek zamanı geri döndürebilseydim, yine aynı seçimi yapar mıydım?