M

Puan vermedi·80 syf.··
2020 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2020 02:33
Kropotkin'e göre ahlak duygusunun kökeni insan türünün çok daha öncesine dayanmaktadır. Mikroskobik canlıların kolonileşmesinden beri süregelen canlılıktaki iş bölümü, dayanışma evrimsel süreçte sürekli aktarılmıştır. Genlerimizden gelen bu dayanışmanın getirdiği bir şey vardır ki o da toplumun yararının gözetilmesidir. Bu yüzdendir ki iyi olan, soyun korunması için gerekendir; kötü olan ise soya zararlı olandır. Kroptokin amcamıza göre hayvanlar için de insanlar için de ahlak aynıdır aslında; tok karınca aç karınca için midesindekileri çıkarır ve aç karınca beslenir, kuşlar ekmek kırıntılarını gördüğünde arkadaşlarını çağırır; bunlar soy içindir. Demek ki iyi ve kötü düşüncesinin dinle ya da mistik bilinçle hiç ilişkisi yoktur, hayvan soyunun bir gereksinimidir bu. Zaman geçer soya neyin yararlı ya da zararlı olduğu değişebilir ama işin özü aynıdır bu kısaca "Aynı koşullarda sana yapılmasını istediğin şeyi sen de başkalarına yap." ile ifade edilebilir. Yani ahlak sadece budur. Aynı zamanda yazar diyor ki ahlakta her türlü zorlama ortadan kalkmalıdır. İşte o zaman insan yüzyıllardan beri kazandığı ahlakı ortaya koyabilir. Yasaların, dinlerin dayattığı her türlü ahlaki sınırlama kalkmalı; insan özgür bırakılmalı. E tamam da onca katil, tecavüzcü yasadan da korkmazsa ne olur dünyanın hali? Arınma Gecesi filmindeki gibi olmasın? Yazar bunu şöyle açıklıyor: Katilden tabii ki nefret ederiz ama katili cinayete yönelten alçakça şeyleri, yaşadığı cehalet ortamında kafasına sokulan düşünceleri, tüm bu çevresel etkenleri düşündüğümüzde (aslında birçok sebep ahlak dayatmalarından çıkar) ve onu yargılayan yargıç ve yasa koyucuların aslında o katilden çok daha fazla insan katledilmesine vesile olduğunu düşündüğümüzde; insanı ahlaken özgür bırakırsak ve doğal düzene dönülürse her
Anarşist AhlakPyotr Kropotkin · Kaos Yayınları · 2013713 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·438 syf.··
2020 16. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2020 16:10
Ağalık sisteminin acımasızlığı karşısında ezilmiş insanın isyanı, adalet arayışı, baş kaldırışı, cesareti veya tam tersine ezilmiş insanın ürkekliği, boyun eğişi, kabullenişi... Sistem ve sistemin karşısında insan üzerine bir roman diyeceğim buna. Hata nereden geliyor? En başından mı? Belki de yerleşik hayata geçen ilk milletin "şu toprak benim" diyen ilk insanının suçu hepsi. Toprak bu ya sahibi olur mu? Yakında atmosferi de tapulaştırırlarsa şaşmam. Toprağın dedik sahibi olur mu? E bal gibi de oluyor. Bazı sistemler öyle oturmuştur ki artık sistemdeki sorunu göremezsin normal sanırsın. Dersin ki köy sonuçta ağanın, tabiki de onun istediğini yapacağım, ekip biçeceğim, istediği kadarını ona vereceğim, toprak onun sonuçta. Hem yapmazsam neler neler yapar bana, ölmüşten beter eder. Sonra ilk defa şehire inersin, bakarsın burada ağa mağa yok. Anlarsın ki toprak ağanın değil, sen de ağanın değilsin. Buradaki köy yaşadığımız dünya olsun, ağa yöneticiler ve onların sistemi olsun, şehir de bir ütopya olsun. Bu kadar imkansız mı bu ütopyaya ulaşmak? Sistemi değiştirmek için çok mu geç? Bir de sistem elini kolunu bağlayacak, sana hareket şansı tanımayacak, gücünü sınırlayacak şekilde kurulduysa vay haline. Cesur insanlar gerek önce; köye Memed gerek, dünyaya da birileri gerek. İnsanların adaleti, hakkı, hukuku yalnız kendi lehinedir genelde ama gerçek adaleti kavrayan vicdanlı insanlar gerek. Bu insanlar artarsa belki ütopyamıza ulaşarız. Sahi artar mı ki bu insanlar? Yoksa biraz ütopik mi oldu? Yaşar Kemal'in kitabına inceleme yazmak bize düşmez belki ama kitabın bana düşündürdüklerini yazıyorum. Sisteme karşı insanları; kiminin cesaretini, kiminin iki yüzlülüğünü, kiminin acımasızlığını çok gerçekçi bir şekilde okuyoruz. Hiç de yabancı gelmiyor. Çünkü o insanlar biziz.
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,4bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2020 12. kitabı
Çok güzel bir kitap. Bir çırpıda bitiveriyor zaten. Bir çocuğun bakış açısından haksızlığı, adaleti, hapisi, suçluyu görüyoruz. Aslında gördüğümüz; bir çocuğun bu kavramları algılamaya çalışması, bazen olaylara hiç anlam verememesi, tüm masumiyetiyle yorumlaması. Özgürlüğün aslında ütopik olduğunu, aslında düşüncelerimizin hep bastırılmaya çalışıldığını, her zaman birilerinin diktatör olacağını ve birilerinin haksızlığa uğrayacağını düşündürdü bana. Kitapta anlatılan belki hapis ortamında alenen kısıtlanan düşünceler ama dışarıda da hayat böyle değil mi? Biz de insanlardan, onların oluşturduğu sistemlerden oluşan bir çeşit hapishanede asla sağlanamayan adalet için çırpınmıyor muyuz?
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
Hemingway bu kitabında İspanya'daki iç savaşı, özellikle faşist güçlere karşı savaşan cumhuriyetçi gerillalar tarafını bizlere anlatıyor. Hemingway abimiz zaten hayatında birçok kez savaş ortamında bulunuyor. 1. Dünya savaşı sırasında Paris'e gidiyor iki İtalyan askerini kurtarmaya çalışırken yanında patlayan bomba nedeniyle yaralanıyor. İtalyan hükümeti tarafından kahraman ilan ediliyor. İspanya iç savaşı sırasında o zamanki savaş muhabiri olan eşiyle İspanyaya gidiyor, o süreçte bu romanın temelleri atılıyor. Daha sonra yine savaşlarda muhabirlik, gazetecilik gibi görevlerde bulunuyor. Bunlardan dolayı bir savaş ortamını, ömrü savaşlarda geçmiş bir adamın kaleminden okuyarak savaş hakkında daha nitelikli fikirler edinebileceğimizi, bir savaşın verdiği yıkımı, savaşın mahiyetini daha iyi kavrayabileceğimizi düşünüyorum. Gelelim kitabımıza. Amerikalı bir gencimiz var, kendisi bomba konusunda uzman, gerilla birliklerinden de yardım alarak yerine getirmesi gereken bir görevi var. Kitapta işlenen de bu görevin yerine getirilmesine kadar geçen süreç. Bu süreçte; aslında savaşa, adam öldürmeye içten içe başkaldıran ama davalarına olan bağlılıklarından dolayı da savaşmaya mecbur olan insanlara ve bu insanların içsel çatışmalarına tanık oluyoruz. Aynı zamanda bunun aksine, savaşta aslında iyi taraf olmadığını iki tarafında ne kadar acımasız, gaddar davranabileceğini; öldürürken zevk alarak, acıma duygusu hissetmeden korkunç bir şekilde bu işi yapabileceğini de görüyoruz. Aşk'ı da görüyoruz; yaşadığı korkunç şeyleri yalnız sevgiyle silebileceğini, sevginin başına gelen kötülükleri yaşanmamış kılabileceğini düşünen kırpık saçlı esmer güzel bir kadın görüyoruz. Güçlü, kimseye illallahı olmayan, sözünden çekinmeyen hatta bir ok gibi fırlatan olgun bir kadın da görüyoruz ve
Çanlar Kimin İçin ÇalıyorErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 202514,5bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2020 2. kitabı
En sevdiğim yazarlardan birinin ilk kitabı. Nasıl tarif etsem bilmiyorum ama okurken içimde hoş bir hüzün uyandıran bir kitap oldu. Mektuplaşma ile ilerleyen bir kitap, normalde romanlarda bunu pek sevmesem de bu kitapta hiç sıkmadı beni. Mektuplardaki üslup yüzümde hep bir tebessüm oluşturdu, özellikle bizim cahil, üslup bilmeyen Makar Devuşkin'in üslubu. Varvara'nın günlüğünün yer aldığı kısma BAYILDIM Pokrovski'ye olan duygularını, hissettiği sevgiyi çok güzel anlatıyor; keşke daha uzun sürseydi, daha fazla okuyabilseydim. Dostoyevski o dönemin Rusya'sının yoksul insanlarını, onların yaşamlarını, duygularını çok iyi aktarmış. Makar Devuşkin'in kiralık evi Raskolnikov'un evini anımsattı bana, sanki komşularmış gibi...
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma