Kırmızı pazartesi… Aylarca okuyacağım deyip bir türlü başlayamadığım ama en sonunda başladığım gün bitirdiğim, akıcılığı muhteşem ve aklınızı başınızdan alacak bir kitap. Yer yer rahatsız edici cümlelerin varlığı ve toplumun cahilliği ile baskısından dolayı çıldırma derecesine gelebilirsiniz ama son derece kaliteli bir kitap okuduğunuza emin olabilirsiniz. Bu yazarın okuduğum ilk kitabı ama kesinlikle son kitabı değil.
Kitabın daha ilk sayfalarında karakterlerin yaşayış tarzları, yaşanılan çevre ve ortam dolayısıyla çok net bir şekilde Türkiye’deki sorunlara benzer sorunlar olduğunu fark ettim. Kitabın konusu zaten namus cinayeti ve töreler üzerine kurulu. Kolombiyalı bir yazarın yazmış olduğu ve Kolombiya’da geçen bir kitaptan böyle Ortadoğu’yu andıran konular görmek ne yalan söyleyeyim beni biraz şaşırttı. Fakat Kolombiya ve diğer Güney Amerika ülkelerinde de bu gibi can acıtan, maalesef ki toplumun bel kemiği olan böyle konuların olduğunu öğrendikten sonra şaşırmadım.
Töre ve namus konusu Türkiye’nin özellikle Doğu bölgelerinde 2022 yılında bile kendini gösteriyor. Hiçbir değişiklik olmadan aynı ülkemizde olduğu gibi kitapta da bunlara rastladıktan sonra kendimi daha yakın ve olayın içinde biri gibi hissettim açıkçası. Değinilen çok önemli noktalar vardı. Örneğin; gelin ve damadın ilk gecesinde gelinin bakire olmasının istenmesi, kanlı çarşaf detayı, bakire olmadığının öğrenilmesinin ardından baba evine geri gönderilip kıza adeta bir suçluymuş gibi davranılması, kızın abilerinin ‘namuslarını temizlemek’ adı altında bir an bile düşünmeden kendilerini katil olmaya adamaları. Ve en önemlisi de tabi ki öldürülen kişinin namus cinayetinde suçlu olan asıl kişi olup olmadığının hiçbir zaman bilinmemesi…
Kitap çok sert bir şekilde giriş yapıyor ve okuru alıp bambaşka