Hayatın kalıntıları arasında sürükleniyorum, Sürgünüm, öz vatanımın gölgesinde Bir yitik özlem, bir kayıp yürek. Kelimeler eksik, duygular suskun, Ve her şey, buranın içine gömülmüş bir çığlık.
Aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. Öylesine bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum.
Sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; yoğunluğundan bana düşen payını benden geri alarak bu yoğunluğa, olur olmadık herkese ve her şeye fazlasıyla katlayarak sunuyor.
Ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım yok.
Nilgün Marmara
Bir zamanlar bahar gelirdi yüreğimize,
Şimdi kışın soğuğu doldurdu her yanımıza.
Gözlerimde yalnızlık, sesin yok artık yanımda
Sevgimizin baharı soldu, kışın dondurdu
Seninle yeşeren umutlar, şimdi solmuş dallar gibi
Kanat çırpan güvercinler gibi siyah gözlerine beni de al.
Geçmişte kalan anılar, hala yüreğimi sızlatır
Seninle yaşanan her güzel an, şimdi bir hayaldir sadece
Ellerimiz bir zamanlar birlikte tutuşurken,
Şimdi yalnızlıkla sarılmış duygular gibi.
Belki bir gün hatıraların acısı huzura dönüşür
Belki zamanla yaralarım iyileşir, unuturum seni
Ama şimdi içimde sadece bu şiirin ince çizgilerinde
Bir zamanlar seninle yaşadığımız ama şimdi sadece bir hatıra olan bir zaman dilimi.
e