Kardeşim! Farz edelim ki, Allah, bütün dünya malını ve bütün dünya nimetlerini sana verdi. Senin dünyadan nihayet faydalanacağın şey, barınacak bir yer, vücudunu örtecek bir elbise, açlığını giderecek bir parça yiyecekten başka bir şey midir? Bu üç şeye ise, dünyanın kendisinden yüz çevirdiği her adam bile nâil olur ve bu âlemde kalp rahatlığı, âhirette de hesap hafifliğiyle, hesabı kolay vererek, senden iyi duruma geçer.
Hikmetini şahsında billurlaştıran Peygamberimiz Efendimize "Dünya nedir?" diye sorulduğunda "Seni Mevlândan gaflet ettirendir. " buyurmuştur ki, dünya, kerim olan Mevlâ'nın zikir ve tâatinden seni alıkoyan ve gaflete düşüren şey demektir. O halde, kötü olan, dünyanın kendisi değil, insanı Hak'tan koparan eşya ve ilgileridir. "Kim dünyayı âhirete üstün tutarsa, Allah onu üç şeye mübtelâ eder: Bir dert ve yük ki ebediyen ayrılmaz; bir fakirlik ki asla zenginleştirmez; bir hırs ki, doymak bilmez." hadîs-i şerifi ki, anlamı, dünyayı âhirete tercih eden kimseyi Allah üç şeye mübtelâ eder: Ölünceye kadar sıkıntı ve güçlük, yoksulluk; ömür boyu dünyaya ve ona buna muhtaçlık; hırs ve tamah ve hiç doymamak, tokluk duymamak, aç gözlülük. Bu üç hal, âhireti unutan ve dünyaya tapar olanların hepsinin başına gelir.
Kazancında, sözünde, her hareketinde vera ve takvaya yönel ve miskincesine yiyeceğe içeceğe meyilli ve lükse düşkün olma. Çünkü helâl mal israfı ve saçıp savurmayı kabul etmez ve kaldırmaz.