Bunları senin için yazıyorum, Meçhûl Dost. Bu bir davet, sevgi daveti. İsterdim ki kelimeler çiçek çiçek eşiğine yağsın; isterdim ki kelimeler yıldız yıldız aydınlatsın odanı. Sönen gözlerimin bütün aydınlığı kıvılcımlaşsın onlarda. Kelimeler buseleşsin ve güvercinler gibi, kuğular gibi, kırlangıçlar gibi uçsun sana...
Yine de, geçen yüzyılın zenginliğiyle kıyaslandığında yokuş aşağı son hızla indiğimiz söylenebilir... olumlu yönde bir dönüş emaresi de görünmüyor, en azından şimdilik.
Ya da gazetelerde okuduğunuz öyküleri anımsardınız, hendeklerde ya da ormanlarda ya da terk edilmiş kiralık odalardaki buzdolaplarında bulunmuş kadınlar hakkında-sıklıkla kadınlar, ama kimi zaman da erkekler ya da en kötüsü çocuklar- elbiseleri üstünde ya da çıplak, cinsel saldırıya uğramış ya da değil; ama her durumda öldürülmüş. Yürümek istemediğiniz yerler vardı; pencere ya da kapı kilitleriyle ilgili, perdeleri çekmek ve ışıkları açık bırakmak gibi önlemler vardı aldığınız. Yaptığınız bu şeyler dua gibiydi; onları yapar ve sizi koruyacağını umut ederdiniz. Hem çoğu zaman korurlardı da. Ya da bir şey korumuştu; HALA HAYATTA OLDUĞUNUZ GERÇEĞİNDEN ÇIKARABİLİRDİNİZ BU SONUCU..