hasret bir şey değil, Elâgözlüm
ömrümüz böyle olmamalıydı
hep aşkta durmalıydı çağımız.
sevdayı mısra mısra değil
ömrümle yaşamalıydım.
sonra, sonra gene böyle olmalıydı
tadına varmadan çiçeklerin
şehirde bir sen, bir de ben, yalınız.
yeşil yaprak, alaca gölge, düşen yıldız
bir gün en büyüğü karşısında gerçeklerin
maceramız yarıda kalmalıydı...
ah, artık dönmek istemiyorum o yıllara. çok büyük sevinçler vardı. ama çok da büyük acılar. yaşlanmanın en acı olgusu insanın tüm dostlarını yitirmesi. geri kalan yalnız boşluklar. insan yalnız.
neden buradayım. herkesin uzağındayım. hiçbir tanıdığım olmayan bu kentte, bu ülkedeyim. yorgunum. yorgun olmasam daha kötü. ama neden buradayım. sözcükleri art arda dizebilmek için mi, kendi sınırlarımı zorlamak için mi, yoksa böyle bir yolculuğun sonunda yorgunluktan herhangi bir otelde yığılıp kalmak için mi.. tanımadığın bir kentte ne denli isterdin yitip gitmeyi... ama öyle kolay değil. henüz rüzgarlara doydun mu. sor kendine... henüz bulutlara doydun mu. yeterince haykırabildin mi henüz.