Hayvan olsaydım, beni kendi halime bırakırlardı, rahatsız etmezlerdi diye düşündü. O zaman kendini zevkle ve yaşam verici tembelliğe koyuverebilir, mutlu bir yorgunluğun koynunda uyuklayabilirdi. Ama hayvan değildi.
Çaresine bakacağız, değil mi ? Dün geceden beri tuzağa düşürülmüş gibiydi.
…kendini hâlâ uykudaymış gibi kirli, hantal ve nemli hissediyordu. Alnında yine o demir kıskaç vardı; ağzı, bez çiğniyormuş gibi bir tatla berbattı, böğürlerinde ılık ürpertiler dolaşıyor, koltuklarının altında siyah tüylerin arasında, buz gibi bir soğuk oturuyordu. Kusmak istiyordu ama, kendini tutuyordu. Marcelle’in günü daha başlamamıştı.
“İnsanlar ihtiyarladılar mı, para biriktirmek gibi bir çareye başvururlar. Kendilerinden tiksindikleri için, kendilerini değil, parayı düşünmeyi yeğlerler, bu onları aldatır ve oyalar.”
Bugün benim kusuruma bakmayın, çünkü kendimde değilim. Başkalarının elindeyim ve öyle küçük düşürücü, alçaltıcı bir şey ki ! Kocaman, gri bir duvara yapışıp kalmış beyaz bir kağıt gibi hissediyorum kendimi