… Dışarısı çirkinleştikçe bir kaplumbağa gibi kapanmıştım sert kabuklu kendime. Ağırdı kendim, ezilmiştim. Ne kimseyi içeri almış ne çıkarabilmiştim. Mahpus kalmıştım adına emniyet dediğim o müemmen sürgüne. Kendi kendime. Dünyaya karşı uyuşmuştum böyle böyle…
kitabı çok beğendim. Henüz bitirdim. metaforlar özellikle hoşuma gitti. taş, yüz, zakkum ağacı vs.
içerlerde bir yolculuk yapmak isteyenler için epey içli bir eser.
İç KitabıEce Temelkuran · Can Yayınları · 2016839 okunma
Önce çomaklarıyla dürtecekler bizi. İlk kez gördükleri bu yaratığı, önce ürkerek, dürterek, belli bir mesafeden “keşfedecekler”. Keşif, en vahşi yanıdır kalabalıkların. Keşif, geri dönülmez bir işgalin masum yüzlü ulağıdır. (s. 46)