Atatürk kurtuluş Savaşı ile ilgili olarak "Biz bu savaşı telgraf telleri sayesinde kazandık" demiş. Ben de ne zaman dikilmiş bu telgraf hatları diye merak etmiştim. Cevabı bu kitapta buldum. Eğer Abdülhamid Han'ın yaptırdığı demiryolu ve telgraf hatları olmasaydı, kurduğu üniversitelerde yetişen okumuş aydın gençler olmasaydı veya kurmuş olduğu istihbarat ağında yetişmiş ajanlar olmasaydı, Herhalde Atatürk'ün işi biraz daha zorlaşacak, belki de çıkmaza girecekti...
Büyük milletleri büyük yapan husus küllerinden yeniden doğması ve her yönüyle bir devlet niteliği taşıyan kuvvetli oluşumlar meydana getirebilmesi gösterilebilir. Osmanlı İmparatorluğu misyonunu tamamlamış yıkılmak üzere iken son nefesinde genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasını sağlayacak şartları oluşturabilmiştir.
Atatürk her fırsatta sırtını halka dayamıştır. Bizim yakın tarih kitaplarında; halkın canından başka verecek birşeyi olmayan cahil bir grup olarak tasvir edilmesi düşündürücüdür.
Atatürk'ün olduğundan daha büyük gösterilmeye ihtiyacı yoktur. Gerçekten büyük bir devlet adamı ve teşkilatçıdır. Lider kişiliği ile etkileyici ve sürükleyicidir. Ama biz olmasaydık Atatürk hiçbir şey yapamazdı. Aynı şekilde Abdülhamid Han'da biz olmasaydık hiç bir şey yapamazdı. Ecdadımızı tanıdıkça kendimizde daha büyük işler başarmak için kudret bulacağız...
Elhasıl:
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksad yapsa, zahiren bir Cennet içinde olsa da manen cehennemdedir ve her kim hayat-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır.
Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da; Dünyasını, Cennet'in intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder...